Yolcular ve Karga
Bir varmış bir yokmuş, yemyeşil vadilerin ötesinde uzun ve tozlu bir yol varmış. İki arkadaş, neşeli şarkılar söyleyerek bu yolda birlikte yürüyormuş. Güneş gökyüzünde ışıl ışıl parlıyor, hafif bir rüzgar yüzlerini serinletiyormuş. Yolcular, uzak bir kasabadaki büyük pazara gitmek için sabah erken çıkmışlar. Yolculukları çok keyifli geçiyor, kuşların sesleri onlara eşlik ediyormuş.
Bir süre sonra, yolun kenarındaki yaşlı bir ağacın dalında siyah bir karga görmüşler. Karga tek gözünü kapatmış ve yüksek sesle bağırmaya başlamış. Yolculardan biri korkuyla durmuş ve arkadaşının kolunu tutmuş. "Bu karga bize kötü bir haber getiriyor," diye fısıldamış. "Geri dönmeliyiz, yoksa başımıza kötü bir şey gelecek," demiş.
Diğer arkadaşı ise sakince kargaya bakmış ve gülümsemiş. "Korkma dostum, bu sadece küçük bir kuş," diye cevap vermiş. Akıllı yolcu, arkadaşına karganın sakat gözünü göstermiş. "Bak, bu zavallı karga kendi gözünü bile koruyamamış," demiş. "Kendi geleceğini bilmeyen bir kuş, bizim geleceğimizi nasıl bilsin?" diye sormuş.
Korkan yolcu bu sözleri duyunca rahatlamış ve ikna olmuş. Birlikte neşeyle yollarına devam etmişler ve akşam kasabaya güvenle varmışlar. Boş korkulara inanmak insanı güzel yolculuklardan alıkoyar. Unutma ki korkunun ecele faydası yoktur.
Unutma ki korkunun ecele faydası yoktur.