Yılan ve Kertenkele
Evvel zaman içinde, altın sarısı kumların ve sıcak kayalıkların uzandığı sessiz bir vadide bir yılan ile bir kertenkele yaşardı. Yeşil pullu kertenkele kayaların üzerinde kıvrak ayaklarıyla neşeyle koşar, güneşin tadını çıkarırdı. Uzun ve gölgeli kayalıkların altında süzülen yılan ise kertenkelenin bu hızlı adımlarını her gün kıskançlıkla izlerdi. Yılan kendi sürünüşünü beğenmez, kertenkelenin çevik ayaklarına sahip olmayı her şeyden çok isterdi. Sonunda bir gün, zihnini kemiren bu arzuyu daha fazla saklayamayarak kertenkelenin karşısına çıktı. "Söyle bana komşu, nasıl bu kadar hızlı ve özgürce koşabiliyorsun?" diye sordu yılan merakla. Kertenkele dostça gülümsedi ve ayaklarının ona doğa tarafından verilen özel bir hediye olduğunu söyledi.
Hırslı yılan ise bu cevaptan tatmin olmadı ve kertenkeleyle ayaklarını değiştirmeyi teklif etti. "Eğer ayaklarını bana bir günlüğüne ödünç verirsen, sana en lezzetli avlarımı sunarım," dedi yılan. Küçük kertenkele bu teklifin tehlikeli olduğunu bilse de yılanın ısrarlarına dayanamayıp kabul etti. Ancak doğanın kanunlarını değiştirmek zannedildiği kadar kolay ve tehlikesiz bir iş değildi. Yılan büyük bir heyecanla kertenkelenin adımlarını taklit etmeye çalıştı ama sürekli dengesini kaybedip kayalardan yuvarlandı. Kertenkele ise toprağın üzerinde sürülen gövdesiyle hareket edemeyip çaresizce olduğu yerde çakılı kaldı. İkisi de kendilerine ait olmayan bu beden yapısıyla hareket edemediklerini çok geçmeden anladılar.
Tam o sırada gökyüzünde süzülen dev bir kartal, çaresizce çırpınan bu iki canlıyı fark etti. Yılan ve kertenkele, yaklaşan tehlikeyi görünce eski yeteneklerine ne kadar muhtaç olduklarını kavradılar. Hemen hatayı anlayıp kendi özgün biçimlerine geri dönerek kayaların arasına doğru hızla hamle yaptılar. Yılan kıvrımlı gövdesiyle dar bir deliğe sığındı, kertenkele ise çevik ayaklarıyla yüksek bir çatlağa tırmandı. Kartal eli boş dönerken, iki komşu öz varlıklarına şükrederek derin bir nefes aldı. Her canlı kendi doğasına uygun yaşamadıkça asla huzuru ve güveni bulamaz. Özenme elin atına, yaya kalırsın.
Özenme elin atına, yaya kalırsın.