Tüm hikayeler

Yaşlı Adam ve Oğlu

Seviye C2 · 265 kelime

Yaşlı Adam ve Oğlu

Evvel zaman içinde, serin suların şırıl şırıl aktığı eski bir orman kenarında, ihtiyar bir adam ile oğlu yaşardı. Yıllar geçtikçe babanın gözleri zayıflamış, titreyen elleri yüzünden çorbasını sık sık masaya döker olmuştu. Oğlu ve gelini, adamcağızın bu hallerine üzülmek yerine her geçen gün daha çok tahammülsüzleşiyorlardı. En nihayetinde yaşlı babayı ana masadan uzaklaştırıp, onu ocağın kuytu bir köşesine oturtmaya karar verdiler. Biçare adam, nemli gözlerle ocağın başındaki tahta sandalyede yalnız başına yemeğini yemeye başladı. Bir akşam ihtiyar babanın elleri yine şiddetle titredi ve porselen kâse yere düşüp kırıldı. Öfkelenen oğlu ona sertçe çıkışarak, "Bundan sonra sana yemekleri tahta kâsede vereceğiz," dedi.

İhtiyar adam derin bir iç çekti, ama hüznünü yüreğine gömüp hiç sesini çıkarmadı. Ertesi gün adamın küçük torunu, bahçedeki ahşap blokları bir bıçakla sabırla oymaya başladı. Çocuğun derin bir dikkatle ahşabı şekillendirdiğini gören babası merakla yanına yaklaştı. Sevgi dolu bir tebessümle, "Söyle bakalım evladım, ne yapıyorsun orada?" diye sordu. Küçük çocuk masum bakışlarını babasına kaldırarak son derece sakin bir sesle cevap verdi. "Siz büyüyüp yaşlandığınızda yemeklerinizi içinden yemeniz için tahta bir kâse oyuyorum baba." Bu sözler bir yıldırım gibi babanın yüreğine düştü ve zihninde büyük bir fırtına kopardı.

Oğlu yaptığı hatanın ağırlığı altında ezilerek hemen ocağın başındaki ihtiyar babasının yanına koştu. Yaşlı adamın nasırlı ve titrek ellerini tutarak gözyaşları içinde af diledi. Onu şefkatle kucaklayıp masanın en başköşesine başının tacı olarak yeniden oturttu. O günden sonra babasının dökülen her çorbasını sevgiyle sildi, ona bir daha asla kırıcı tek bir söz söylemedi. Küçük kulübe, saygının ve vefanın sıcaklığıyla dolup taşan huzurlu bir yuvaya dönüştü. İnsan evladına gösterdiği şefkat ve saygının aynısını, kendisini büyüten büyüklerine de borçludur. Ne ekersen onu biçersin.

Ne ekersen onu biçersin.