Yaban Eşekarısı ve Yılan
Evvel zaman içinde, serin suların aktığı eski bir orman kenarında yeşil bir yılan yaşardı. Bu yılan gün boyu yavaşça gezer ve büyük kayaların üzerinde güneşlenirdi. Bir gün ormanın neşeli ve kurnaz yaban eşekarısı yılanı gördü. Küçük eşekarısı sebepsiz yere yılanın başının üzerine kondu. Parlak iğnesiyle yılanın başını sertçe sokmaya başladı. Canı çok yanan yılan acı ile başını hızlıca salladı.
Fakat kurnaz eşekarısı yılanın başından asla ayrılmadı. Yılan çalıların arasına girdi ama eşekarısını düşüremedi. "Lütfen başımdan git, çok canım acıyor!" diye bağırdı yılan. Eşekarısı ise gülerek "Seni rahat bırakmayacağım!" dedi. Yılanın acısı her dakika daha da büyüdü. Sonunda yılan çok kızdı ve büyük bir öfkeye kapıldı.
Düşmanını yok etmek için kendi canını bile unuttu. Yılan yakından geçen ağır bir araba tekerleği gördü. Başını hızla bu büyük tekerleğin altına koydu. Ağır tekerlek yılanın ve eşekarısının üzerinden geçti. Yılan düşmanını öldürdü ama kendisi de can verdi. Öfkeyle hareket eden kişi, düşmanına zarar verirken kendine de kıyar. Keskin sirke küpüne zarar verir.
Keskin sirke küpüne zarar verir.