Tüyleri Yolunan Tavus Kuşu
Bir varmış bir yokmuş, rüzgârın tatlı tatlı estiği büyülü bir ormanın derinliklerinde kibirli bir tavus kuşu yaşarmış. Güneş ışığı zümrüt yeşili ve lacivert tüylerine vurduğunda kendisini dünyanın en mükemmel canlısı sanırmış. Ormandaki diğer mütevazı kuşları sürekli küçümser, onların mat renkleriyle alay etmekten büyük bir keyif alırmış. Orman sakinleri onun bu rencide edici tavırlarından derin bir rahatsızlık duysa da uzun süre sessiz kalmışlar. Ancak tavus kuşunun kibri her geçen gün biraz daha artıyor, çekilmez bir hal alıyordu. Bir bahar sabahı, ormanın ortasındaki büyük çayırda toplanan kuşlar krallarını seçeceklerini ilan etmişler. Mağrur tavus kuşu, muhteşem kuyruğunu bir yelpaze gibi açarak kurulduğu yüksek kayadan diğerlerine seslenmiş.
"Şu büyüleyici renklerime bakın, elbette aranızdaki tek gerçek hükümdar ben olmalıyım!" diye bağırmış. Bilge baykuş öne çıkarak onun bu gösterişli çıkışına sakince karşılık vermiş. "Güzellik sadece dış görünüşte değildir; peki, bir tehlike anında bizi nasıl koruyacaksın?" diye sormuş. Tavus kuşu bu soruya alayla gülmüş ve kargalara bakarak "Sizin gibi çirkinlerin korunmaya ihtiyacı var zaten," demiş. Bu ağır hakaret üzerine ormandaki bütün kuşlar derin bir öfkeye kapılmışlar. Serçeler, güvercinler ve kargalar aralarında fısıldaşarak kibirli tavus kuşuna unutamayacağı bir ders vermeye karar vermişler. Hep birlikte hücum edip onun o çok güvendiği süslü kuyruğuna doğru uçmaya başlamışlar.
Kuşlar birer birer hamle yaparak tavus kuşunun parıldayan tüylerini gaga darbeleriyle tek tek yolmaya başlamışlar. Çaresizlik içinde çırpınan tavus kuşu, o çok övündüğü tüylerinin havada uçuşunu korku dolu gözlerle izlemiş. Birkaç dakika içinde bütün o görkemli renklerini kaybetmiş ve geriye sadece çıplak, çirkin bir gövde kalmış. Kibirden eser kalmayan tavus kuşu, utancından çalıların arasına saklanarak gözden kaybolmuş. Artık orman halkı, gösterişin değil alçakgönüllülüğün en büyük erdem olduğunu anlamış. Dış güzelliğiyle kibirlenip başkalarını aşağılayanlar, gün gelir ellerindeki en büyük gurur kaynağını da yitirirler. Güzelliğine güvenme bir sivilce yeter, servetine güvenme bir kıvılcım yeter.
Güzelliğine güvenme bir sivilce yeter, servetine güvenme bir kıvılcım yeter.