Şehirli ve Evcil Karga
Evvel zaman içinde, gürültülü caddeleri ve yüksek binaları olan büyük bir şehirde zarif bir adam yaşardı. Bu şehirli adam, bir gün bahçesinde kanadı incinmiş sevimli ve zeki bir karga bulup evine götürdü. Ona özenle baktı, altın kasede taze yiyecekler sundu ve kısa sürede kargayı tamamen evcilleştirdi. Yine de kuşun kaçmasından çekindiği için onun narin ayağına uzun, ince ama sağlam bir sicim bağladı. Evcil karga, sıcacık bir yuvaya ve bol yiyeceğe sahip olmasına rağmen gökyüzünün sonsuz maviliğini özlüyordu. Günler geçtikçe karganın içindeki özgürlük arzusu, altın kafesteki rahatlığa galip gelmeye başladı.
Kendi kendine, "Bunca lezzetli yemek beni mutlu etmeye yetmez, benim yerim hür kuşların yanıdır," diyordu. Nihayet güneşli bir sabah, adamın daldığı bir anı fırsat bilip pencereden dışarıya doğru hızla havalandı. Şehrin karmaşasını arkasında bırakıp özlemle hayal ettiği derin, koyu yeşil ormana doğru kanat çırptı. Rüzgarın tüylerini okşamasıyla büyük bir sevinç çığlığı attı ve özgürlüğün tadını çıkarmak istedi. Yüksek bir meşe ağacının dalları arasına süzülürken ayağındaki uzun sicimi tamamen unutmuştu. Tam gür yaprakların arasına konacakken, ayağına bağlı duran o sicim kalın bir dala sıkıca dolandı.
Zavallı kuş ne kadar çırpındıysa da düğümü çözmeyi bir türlü başaramadı ve havada asılı kaldı. Çaresizlik içinde çırpındıkça ip daha da dolanıyor, sert dallar canını yakıyordu. Güneşte parıldayan o özgür orman, birdenbire onun için geri dönülmez bir tuzağa dönüşmüştü. Açlık ve yorgunluk çöktüğünde karga, sahibinin sunduğu emniyetli ve konforlu hayatı pişmanlıkla hatırladı. "Ah ne kadar cahilmişim, rahatımı beğenmeyip canımdan oldum," diye acı acı feryat etti. Ne yazık ki düşüncesizce atılan bu adım, onu özgürlüğe değil, kendi elleriyle hazırladığı bir sonuca götürdü. Sırf daha fazlasını hırsla isterken eldeki emniyetli huzuru heba etmek, insana en büyük zararı verir. Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak.
Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak.