Tüm hikayeler

Satir ve Ateş

Seviye B2 · 251 kelime

Satir ve Ateş

Evvel zaman içinde, gür pınarların fısıldadığı derin bir ormanın kalbinde, neşeli bir satir yaşardı. Keçi bacaklı bu sevimli yaratık, gün boyu kaval çalarak doğanın eşsiz güzelliklerini dinlerdi. Ormanın bilge koruyucusu ise insanlara ısınmaları için gökyüzünden parlak bir hediye getirmişti. Bu hediye, turuncu alevleriyle karanlığı aydınlatan ve gizemli bir sıcaklık yayan büyülü bir ateş parçasıydı. Satir, daha önce hiç görmediği bu kızıl ışığı fark edince merakına yenik düşüp ona doğru yaklaştı.

Ateşin etrafında dans eden turuncu kıvılcımlar, saf yürekli satirin gözlerini adeta büyülemişti. Onu adeta altın tüylü bir kuş sanarak sevinçle ellerini çırptı ve kocaman gülümsedi. "Bu ne kadar da parlak ve büyüleyici bir dost," diye bağırdı heyecanla. Bilge koruyucu ona dikkatli olmasını söylese de meraklı satir duyduğu heyecana engel olamadı. "Ona sarılmak ve bu güzel ışığı öpmek istiyorum," diyerek ateşe doğru eğildi. Görkemli sakallarını ateşe doğru uzatıp sıcak alevlere sevgiyle dokunmaya çalıştı.

Fakat tam o anda kıvılcımlar ansızın sakallarını tutuşturdu ve neşeli satir çığlığı bastı. "Yandım, canım çok acıyor," diye bağırarak geriye doğru sıçradı. Bilge koruyucu hemen araya girip ıslak bir yaprakla sakalındaki küçük yangını söndürdü. Korkudan tir tir titreyen neşeli satir, acıyan sakalını okşayarak üzüntüyle yere oturdu. Bilge koruyucu, şaşkın yaratığın yanına şefkatle yaklaşarak omzuna hafifçe dokundu.

"Ateş çok güzel ve faydalı bir dosttur ama ona dokunmamalısın," dedi uzlaşmacı bir sesle. "Uzaktan bakarsan seni ısıtır ve yolunu aydınlatır, fakat çok yaklaşırsan seni yakar." Satir, bilge koruyucunun bu kıymetli dersini dinleyip ateşin güzelliğini artık güvenli bir mesafeden seyretti. Her güzelliğin bir sınırı olduğunu anlayan satir, tehlikeli meraktan uzak durmayı öğrenmiştir. Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer.

Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer.