Sandaldaki Adam
Bir varmış bir yokmuş, gümüş pırıltılı suların süzüldüğü kadim bir nehir kenarında yaşarmış bilge bir balıkçı. Akşamın alacakaranlığında suyun yüzeyi adeta devasa bir ayna gibi gökyüzünün yıldızlarını aksettirirdi. Yaşlı balıkçı Kerem, her gece kıyıda oturur, suyun getirdiği fısıltılı masalları derin bir huşu içinde dinlerdi. O gece sisin içinden beliren gizemli bir gölge, dingin suların sessizliğini yavaşça bozarak kıyıya yaklaştı. Bu, ahşap oymaları altın gibi parıldayan, küreksiz ama akıntıya karşı kendi kendine süzülen küçük bir sandaldı. Sandalın tam ortasında, yüzü uzun ve pelerinli bir hırkayla örtülü gizemli bir adam sessizce duruyordu. "Ey yorgun balıkçı, bu büyülü sandala binip karşı kıyıdaki görünmez hazineye ulaşmak ister misin?" diye sordu yabancı.
Kerem, adamın derinden gelen gür sesini duyunca gözlerini oymalı sandaldan ayıramadı. Teklif cazip görünüyordu fakat nehrin öte yakası, açgözlü insanların geri dönemediği tehlikeli bir diyardı. "Hazine altın ve elmaslardan mı ibaret, yoksa aradığım huzur mu orada saklı?" diye karşılık verdi Kerem. Sandaldaki adam hafifçe gülümsedi ve elindeki feneri suya doğru tutarak karanlığı aydınlattı. "Benim sandalımı adım atan kişi, yüreğindeki en büyük arzunun hakiki yüzüyle karşılaşır," dedi yavaşça. "Eğer niyetin halis ise nehrin derinlikleri sana en kıymetli sırrını açacaktır." Kerem hiç tereddüt etmeden bir adım attı ve ayakları sandalın tahta tabanına dokunduğu an bir mucize gerçekleşti.
Sandal, rüzgârın büyülü fısıltısıyla nehrin tam ortasındaki sis dalgalarını yararak hızla ilerlemeye başladı. Nehrin dibinden yükselen pırıltılı ışıklar, Kerem'in yıllardır arzuladığı gönül ferahlığını ve bilgeliği simgeliyordu. Sandaldaki gizemli adam aniden kayboldu ve sandal Kerem'e kendi iç dünyasının zenginliğini sunan bilge bir rehbere dönüştü. Yaşlı balıkçı, dünyevi zenginliklerin geçici olduğunu, asıl hazinenin ruhun derinliklerinde saklandığını o an kavradı. Karşı kıyıya ulaştığında, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte nehir ona sonsuz bir huzur armağan etmişti. Kanaat eden insan, dünyanın en büyük hazinesine sahip olan kişidir. Kanaat tükenmez bir hazinedir.
Kanaat tükenmez bir hazinedir.