Tüm hikayeler

Sadık Köpek ve Efendisi

Seviye C2 · 245 kelime

Sadık Köpek ve Efendisi

Evvel zaman içinde, serin suların aktığı eski bir orman kenarında, Alperen adında merhametli bir tüccar yaşardı. Yanında, gözleri zekayla parıldayan, sadakatiyle meşhur Karabaş adında bir köpek vardı. Birlikte kasaba kasaba gezer, kervan yollarının tozunu yutarken birbirlerine can yoldaşlığı ederlerdi. Karabaş, efendisinin bir tek bakışından arzularını anlar, gece boyu nöbet tutarak onu tehlikelerden korurdu. Kasvetli bir sonbahar akşamı, dar bir dağ geçidinden geçerken hırslı bir haydut yollarını kesti. Zalim adam, talihsiz tüccarı yere düşürüp altın dolu keseleri zorla gasp etti.

Karabaş, efendisini korumak için amansızca atıldıysa da yaralanıp kayalıkların arasına savruldu. Haydut, arkasına bile bakmadan karanlık geçitten hızla uzaklaşıp gözden kayboldu. Derin bir kaygıyla sarsılan Karabaş, kendi acısına rağmen kalkıp saatlerce baygın yatan efendisinin baş ucunda sessizce nöbet tuttu. Şafak sökerken sadık hayvan yakındaki kasabaya koştu ve ahaliye acı çığlıklarla ulumaya başladı. Kasaba halkı, köpeğin gözlerindeki çaresizliği görüp: "Bu hayvanda derin bir ızdırap var, bizi bir yere çağırıyor!" dedi. İnsanlar Karabaş’ın peşine takılarak kayalık geçide ulaştı ve zavallı tüccarın başına gelenleri derin bir üzüntüyle anladılar.

Tam o sırada, kalabalığın arasına karışmış olan haydut, hiçbir şey olmamış gibi olayı izliyordu. Karabaş, sahibine saldıran haydutu kokusundan hemen tanıdı ve büyük bir öfkeyle üzerine atıldı. Köpeğin hırçın saldırısı karşısında paniğe kapılan suçlu, suçunu gözyaşları içinde itiraf etmek zorunda kaldı. Muhafızlar haydutu derhal zincire vururken, adalet nihayet tecelli etmiş ve masum tüccarın hakkı yerde kalmamıştı. Kasaba halkı, bu eşsiz vefayı unutmamak adına sadık köpeği ömrünün sonuna kadar baş tacı etti. Gerçek dostluk ve sadakat, en karanlık gizemleri bile aydınlatan sönmeyecek bir meşaledir. Güneş balçıkla sıvanmaz.

Güneş balçıkla sıvanmaz.