Ressam ve Karısı
Bir varmış bir yokmuş, denizlerin maviye çaldığı zarif bir kasabada fırçası sihirli bir ressam ile hünerli karısı yaşarmış. Ressam, tuvaline dokunduğu an sıradan tuvaller canlanır, tablolarından adeta mis kokulu çiçek kokuları yükselirdi. Karısı ise evlerinin bahçesinde incelikle dokuduğu renkli kumaşlarla kasaba halkının gönlünde taht kurmuş bilge bir kadındı. İki sevdalı, alçakgönüllü yaşamlarında birbirlerinin neşesinden ve zarafetinden ilham alarak huzur içinde ömür sürerlerdi. Ne var ki zamanın acımasız çarkı döndükçe kadın, aynadaki aksinde gençliğinin sönmeye başladığını düşünüp kederlenmeye başladı. Eşinin yüzündeki hüzün bulutlarını fark eden ressam, ona sevgisini ölümsüzleştirecek bir şaheser armağan etmeye karar verdi.
Günler boyunca atölyesine kapanarak en nadide boyalarını ve yüreğindeki tükenmez aşkı tuvaline ilmek ilmek işledi. Resim tamamlandığında kadının sadece dış güzelliği değil, ruhunun derinliklerindeki şefkat ve bilgelik de tabloya yansımıştı. Tabloyu gören kadın gözyaşlarına hakim olamayarak, "Aynalar bana yaşlandığımı söylerken sen beni nasıl böyle ışıl ışıl görüyorsun?" diye sordu. Ressam gülümseyerek, "Gerçek sanat gözün gördüğünü değil, gönlün hissettiği hakikati tuvale aktarmaktır," cevabını verdi. Tam o sırada kasabanın zengin ve kibirli tüccarı atölyeye girip bu muazzam tabloyu derhal satın almak istedi. Tüccar, tablo için altın dolu çuvallar teklif ederek ressamın zihnini çelmeye ve tabloyu konaklarına götürmeye çalıştı.
Kadın bir an için yoksulluktan kurtulacaklarını düşünüp tereddüt etse de ressamın kararlı bakışlarını gördü. Ressam, kibirli tüccara dönerek dünyadaki hiçbir hazinenin eşine duyduğu sevginin paha biçilemez değerini satın alamayacağını belirtti. Tüccar öfkeyle atölyeyi terk ederken iki sevdalı birbirine daha sıkı sarılıp sadakatlerinin gururunu yaşadı. O günden sonra kadın, aynalardaki geçici çizgilere değil, eşinin gözlerindeki ebedi sevgiye bakarak huzuru buldu. Aşkla yapılan hiçbir emeğin ve yürekten gelen sadakatin servetle ölçülemeyeceği tüm kasabada dilden dile yayıldı. Gönül gözüyle bakılan her varlık, sevgiyle ölümsüzleşir ve zamanın ötesinde yaşar. Gözün gördüğü geçici, gönlün sevdiği bakidir.
Gözün gördüğü geçici, gönlün sevdiği bakidir.