Örümcek ve Kertenkele
Evvel zaman içinde, serin suların aktığı yeşil bir orman kenarında küçük bir örümcek yaşarmış. Bu örümcek her gün sabırla renkli ağlar örer ve sessizce çalışırmış. Örümceğin komşusu ise hızlı ve biraz kurnaz bir kertenkeleymiş. Kertenkele güneşli kayaların üzerinde hızlıca koşmayı ve övünmeyi çok severmiş. Her sabah örümceğin yanına gelir ve onun yavaş hareketleriyle alay edermiş.
Bir gün kertenkele yüksek bir taşa çıkıp neşeyle bağırmış. "Sen bütün gün burada sadece küçük bir ağ yapıyorsun!" demiş. "Bak ben ne kadar hızlıyım ve her yeri rahatça gezebiliyorum!" diye eklemiş. Akıllı örümcek gülümsemiş ve sabırla ağını örmeye devam etmiş. "Hız önemlidir ama dikkatli olmak daha çok işe yarar," demiş örümcek.
Kertenkele örümceğin sözlerine hiç önem vermemiş ve birden kayadan aşağı atlamış. Fakat hızlı koşarken büyük bir çalı arasına sıkışıp kalmış. Kertenkele ne kadar çabalasa da oradan bir türlü kurtulamamış. Çaresiz kalan kertenkele komşusu örümcekten yardım istemek zorunda kalmış.
Yavaş ve dikkatli örümcek hemen komşusunun yanına gelip sağlam ipiyle onu çekmiş. Kertenkele kurtulunca yaptığı hatayı anlamış ve çok utanmış. O günden sonra küçük kertenkele bir daha kimseyi küçümsememiş. Gerçek güç hızlı olmakta değil, sabırlı ve yardımsever olmaktaydı. Acele işe şeytan karışır.
Acele işe şeytan karışır.