Tüm hikayeler

Oğlak ve Kurt

Seviye C1 · 251 kelime

Oğlak ve Kurt

Evvel zaman içinde, serin suların nazlı nazlı aktığı büyüleyici bir dağ köyünde tatlı bir oğlak yaşarmış. Bu küçük oğlak, zamanının çoğunu sarp kayalıkların üstünde zıplayarak ve tazecik otları çiğneyerek geçirirmiş. Ancak cesaretinden ziyade merakı ve biraz da kibirli tavırlarıyla tanınırmış. Bir akşamüstü, güneş yüksek kayalıkların arkasında kızıl bir tül gibi süzülürken, oğlak dik bir çatının tepesine tırmanmış. Yüksekten vadiyi izlemek onun minik kalbine tuhaf bir gurur ve hırs veriyormuş. Tam o sırada, vadinin derinliklerinden çıkan kurnaz ve aç bir kurt, ağır adımlarla çatının altından geçmeye başlamış. Kurdun heybetli gölgesini gören oğlak, durduğu yerin yüksekliğine güvenerek birden cesaretlenmiş.

Göğsünü kabartıp kurda bakmış ve edepsizce alaycı bir edayla bağırmaya başlamış. "Hey, ormanın korkunç avcısı! Benden kaçabilecek misin bakalım?" diye seslenmiş. Kurt, duyduğu bu küstahça ses karşısında duraklamış ve başını yukarı kaldırmış. Oğlak alay etmeyi sürdürerek, "Seni gidi hantal yaratık, artık bana asla ulaşamazsın!" diye böbürlenmiş. Vadide çınlayan bu ağır hakaretler, kurdun keskin gözlerinde sinsi bir kıvılcım çaktırmış. Ancak tecrübeli kurt hiç öfkelenmeden, derin bir nefes alıp sakin bir sesle cevap vermiş. Kurt, yüksek çatıda gururla duran oğlağa bakarak acı bir tebessümle gülümsemiş.

"Bana böyle fütursuzca bağıran sen değilsin küçük oğlak," demiş sakince. "Seni böyle cüretkar kılan tek şey, ayaklarının altında duran o yüksek çatıdır." diye eklemiş. Güvenli bir sığınak arkasına saklanan korkakların cesareti, yalnızca bir yanılsamadan ibarettir. Kurt, bu bilgece sözlerin ardından arkasını dönüp sessizce vadinin derinliklerinde kaybolmuş. Yüksekte tek başına kalan oğlak ise yaptığı hatayı anlayıp utanç içinde sus pus olmuş. Gerçek cesaret, tehlikenin tam karşısında durabilmektir; sığınılan yüksekliğin ardına saklanmak değil. Alçak yerde tepe kendini dağ sanır.

Alçak yerde tepe kendini dağ sanır.