Tüm hikayeler

Nehir Balığı ve Deniz Balığı

Seviye C1 · 262 kelime

Nehir Balığı ve Deniz Balığı

Evvel zaman içinde, gümüş renkli derelerin berrak denizlerle buluştuğu bereketi bol bir kıyıda geçerdi bu hikaye. Tatlı suların kucağında süzülen kibirli bir nehir balığı, sürekli pul parlaklığıyla övünür dururdu. Engin dalgaların sakin sakin köpürdüğü bu yerde, derin denizlerden gelen güngörmüş bir deniz balığı da yüzmekteydi. İki farklı alemin sakini, akıntının tatlı tatlı kesiştiği o ılık su birikintisinde ilk kez göz göze geldiler. Güneş ışıkları süzüldükçe, suların altı büyüleyici bir mermer saray gibi parıldamaya başlardı. Nehir balığı, süzgün bir edayla yüzgeçlerini kabartıp kendisini izleyen deniz balığına böbürlenerek bakış fırlattı.

"Benim soyum şu yüce dağların en yüksek tepeciğindeki buz gibi billur pınarlardan gelmektedir," dedi gururla. "Suyu kirleten tuzdan uzak, eşsiz bir lezzete ve sarsılmaz bir saygınlığa sahibim." "Siz tuzlu su mahlukları ise hırçın dalgaların arasında sürüklenip duran garibanlarsınız." Deniz balığı, bu yersiz böbürlenme karşısında sakince derin bir nefes alıp gülümsedi. "Asalet kurak kelimelerle değil, sergilenen gerçek değerle ölçülür nehirli dostum," diye yanıt verdi. "Kendi küçük havuzunda kral olmak kolaydır, ancak asıl kıymet büyük pazarda belli olur."

Nehir balığı bu cevaba çok öfkelendi ve kendisinin saraylara layık bir lezzet olduğunu iddia etti. Tam o sırada kıyıya yaklaşan tecrübeli bir balıkçının ağı, akıntının birleştiği noktaya yavaşça serildi. Her iki balık da ansızın kendilerini ağın içinde bulup tezgahın üzerine yan yana dizildiler. Pazarın en varlıklı aşçıları, deniz balığını altın keselerle satın alıp görkemli ziyafet sofrasına taşıdılar. Nehir balığı ise birkaç bakır kuruşa sıradan bir tezgahta kenara itilip yalnızlığa terk edildi. Kendi sığ sularında kendini dev gören kibirli balık, hakiki değerin boş lafla kazanılamayacağını acıyla anladı. İnsanın gerçek değeri, kendi övgülerinde değil, yaşamın zorlu sınavlarında ortaya çıkar. Boş çuval dik durmaz.

Boş çuval dik durmaz.