Tüm hikayeler

Kuşçu ve Cırcır Böceği

Seviye B1 · 214 kelime

Kuşçu ve Cırcır Böceği

Evvel zaman içinde, altın sarısı başakların dalgalandığı sıcak bir yaz gününde, yeşil yaprakların arasında tatlı bir neşe gizliydi. Yaşlı bir çınar ağacının yüksek dallarında neşeli bir cırcır böceği yaşardı. Bu minik böcek, sabahtan akşama kadar ormana en güzel şarkılarını söylerdi. Onun melodileri rüzgarla yayılır, dinleyen herkese büyük bir huzur verirdi. Fakat ormanın yakınındaki patikada, sürekli kuş avlayan kurnaz bir kuşçu dolaşıyordu.

Kuşçu, çalıların arasından gelen bu gür ve neşeli sesi duyunca hemen duraksadı. Sesin büyük ve etli bir kuştan geldiğini sanarak gözlerini hırsla açtı. Yapışkan ökseli çubuklarını yavaşça hazırladı ve sesin geldiği ağaca doğru sessizce yaklaştı. Cırcır böceği ise yüksek bir yaprağın üzerinde duruyor, doğanın güzelliğini kutluyordu. Keskin gözleriyle kuşçunun elindeki yapışkan tuzakları fark edince hemen şarkısını kesti. Adam tam tuzağını dalın üzerine koyacakken minik böcek daha yüksek bir dala fırladı. Aşağıdaki adama bakarak, "Beni yakalayıp ne yapacaksın ey kuşçu?" diye sordu.

Avcı şaşkınlıkla yukarı baktı ve sesin minicik bir böcekten geldiğini görünce utandı. Cırcır böceği bilgece gülümsedi ve adama doğru seslendi. "Benim lezzetli bir etim yoktur, sadece yaz sıcağına neşe katan bir sesim vardır." Kuşçu, küçük bir böceğin bile kendi tuzaklarını anlayacak kadar akıllı olduğunu görünce çok şaşırdı. Boş elleri ve utanç dolu yüzüyle çubuklarını toplayıp oradan uzaklaştı. Dış görünüşe ve sese aldanıp her şeyde büyük bir çıkar aramak insanı utandırır. Her öten kuşun eti yenmez.

Her öten kuşun eti yenmez.