Kuşçu Keklik ve Horoz
Evvel zaman içinde, serin suların aktığı eski bir orman kenarında yaşlı bir kuşçu yaşardı. Bu adamın küçük bahçesinde sevimli bir keklik ile gururlu bir horoz birlikte bulunurdu. Keklik kafesinde tatlı sesler çıkarır, horoz ise sabahları yüksek sesle öterek herkesi uyandırırdı. Günlerden bir gün, akşamüstü aniden kuşçunun evine uzak yoldan önemli bir misafir geldi. Yaşlı kuşçu misafirine güzel bir akşam yemeği hazırlamak için hemen mutfağa doğru yürüdü. Evde hiç et kalmadığı için kuşçu önce kafesteki kekliğin yanına sessizce yaklaştı.
Bunu anlayan keklik korkuyla titreyerek hemen yaşlı adama yalvarmaya başladı. Keklik, "Lütfen beni kesme, sana ormandaki diğer keklikleri yakalaman için yardım ederim," dedi. Kuşçu bu kurnaz teklifi duyunca derin bir iç çekti ve kafesin kapağını kapattı. Ardından bahçede rahatça gezen renkli tüylü horozun yanına doğru hızlıca ilerledi. Horoz telaşla bağırarak, "Ben her sabah seni erkenden uyandırıyorum, bana nasıl kıyarsın?" diye sordu. Kuşçu horoza bakarak, "Sen bazen gece yarısı da ötüp uykumu kaçırıyorsun," yanıtını verdi.
Kuşçu, kendi soydaşlarına tuzak kurmayı teklif eden kekliği kurnazlığı yüzünden bağışlamadı. Kendi arkadaşlarını satan bir canlının dostluğu bana asla fayda vermez diye düşündü. Yaşlı adam, kendi ırkına ihanet eden kurnaz kekliği cezalandırıp akşam yemeği yaptı. Böylece dürüst davranan horoz bağışlandı ve bahçedeki yaşamına güvenle devam etti. Horoz o günden sonra sadece doğru zamanlarda ötmeye büyük özen gösterdi. Kendi dostlarına ihanet eden kurnazlar, eninde sonunda kendi kazdıkları kuyuya düşerler. Rüzgar eken fırtına biçer.
Rüzgar eken fırtına biçer.