Tüm hikayeler

Kurt ve Kayıkçı

Seviye C2 · 245 kelime

Kurt ve Kayıkçı

Evvel zaman içinde, coşkun suların gürültüyle aktığı derin bir nehir kıyısında ihtiyar bir kayıkçı yaşardı. Sisli dağların gölgesindeki bu nehir, yırtıcı hayvanların hüküm sürdüğü karanlık orman ile huzurlu köyleri birbirinden ayırırdı. Günün birinde kurnazlığıyla nam salmış alaca bir kurt, karşı kıyıdaki semiz sürülerin kokusunu alarak nehrin kenarına indi. Gece çökerken kurnaz gözleriyle ahşap kayığına yaslanmış duran yaşlı adamı süzdü. Köpeğe benzer sahte bir uslu duruşla kayıkçıya yaklaşıp tatlı diliyle konuşmaya başladı. Ey bilge kayıkçı, beni tez vakitte karşı kıyıya geçirirsen sana büyük bir iyilik yaparım, dedi.

İhtiyar kayıkçı, kurdun sinsi niyetini gözlerindeki açgözlü parıltıdan derhal anladı. Ben bedava kürek çekmem, karşıya geçmek istiyorsan hakkımı peşin ödemelisin, diye cevap verdi. Kurt cebinde tek bir akçe bile olmadığını bildiğinden, kayıkçıya altından daha değerli sözler vaat etti. Seni ormanın tüm tehlikelerinden koruyacağım, yeter ki beni o bereketli topraklara ulaştır, dedi. Görünürde ikna olmuş gibi yapan kayıkçı, kurdu küçük ahşap teknesine kabul etti. Kayık nehrin en derin ve dalgalı yerine vardığında, kurdun sabrı tükendi ve gerçek yüzü ortaya çıktı.

Sivri dişlerini göstererek hırladı ve "Şimdi seni yemem için bana kim engel olabilir?" diye bağırdı. Soğukkanlılığını koruyan ihtiyar, hiç istifini bozmadan ağır küreğini havaya kaldırdı. Önce küreğin sapıyla kurdun burnuna sert bir darbe indirdi. Neye uğradığını şaşıran yırtıcı, dengesini kaybederek köpüklü ve soğuk sulara yuvarlandı. Akıntıyla boğuşan kurt, canını zor kurtararak geldiği kıyıya sürünerek çıkabildi. Kötü niyetli kurt, kurnazlığının cezasını nehrin buz gibi sularında boğulma korkusuyla ödedi. Hile ile yola çıkan, kendi kazdığı kuyuya düşmekten asla kurtulamaz. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.