Kurt ile Koyunun Öpüşmesi
Bir varmış bir yokmuş, sisli dağların eteğindeki zümrüt yeşili bir otlakta akıllı bir koyun yaşarmış. Bu koyun, yumuşacık beyaz yapağısı ve keskin zekasıyla bütün yaylada zarafetiyle tanınırmış. Günlerden bir gün, tepelerin gölgesi çayıra düşerken çalılıkların arasından sinsi ve aç bir kurt çıkagelmiş. Kurt, amacını gizleyen kurnaz bir tebessümle ve ağır adımlarla koyuna doğru süzülmüş. Vadinin tatlı esintisi, bu tehlikeli karşılaşmanın habercisi gibi ağaç yapraklarını hafifçe fısıldatmış. Kurt, sahte bir dostluk takınarak sesini olabildiğince yumuşatmış ve koyunun yanına sokulmuş. "Ey güzeller güzeli komşum, artık aramızdaki bu anlamsız düşmanlığa bir son verelim," demiş.
Koyun, kurdun gözlerindeki gizli avcılık arzusunu ve tehlikeyi hemen fark etmiş. Ancak tecrübeli koyun, korkusunu saklayarak sakinliğini korumayı başarmış. Kurnaz kurt, samimiyetini kanıtlamak istercesine bir adım daha yakınlaşmış. "Gel, barışımızın ve dostluğumuzun nişanesi olarak birbirimizi öpelim," diye eklemiş. Koyun, sakince başını sallayarak kurdun bu sahte teklifini kabul etmiş gibi görünmüş. Kurt tam eğilip koyunu yanağından öptüğü sırada, kalbindeki hain planın gururuyla gülümsemiş. "Gördün mü," demiş kurt, "biz artık birbirini seven iki yakın dostuz."
Ancak koyun, kurdun sıcak nefesindeki gizli yırtıcılığı hisseder hissetmez zekice geri çekilmiş. Koyun, gülümsayarak "Dudakların barış fısıldıyor ama keskin dişlerin hâlâ beni parçalamak istiyor," demiş. Bu keskin ve zeki sözler karşısında neye uğradığını şaşıran kurnaz kurt, bir an duraksamış. Koyun, kurdun yaşadığı bu anlık şaşkınlıktan faydalanarak hızla yakındaki çoban köpeğine doğru koşmuş. Gerçek niyetinin anlaşıldığını fark eden kurt, çaresizlik içinde ormanın karanlık derinliklerine kaçmış. Akıllı koyun ise tehlikeden kurtularak sürüsünün yanında huzurla otlamaya devam etmiş. Düşmanın tatlı sözlerine ve sahte yakınlığına kanmamak, hayatta kalmanın en büyük erdemidir. Kurt tüyünü değiştirir, huyunu değiştirmez.
Kurt tüyünü değiştirir, huyunu değiştirmez.