Koyun Can Derdinde Kasap Yağ Derdinde
Evvel zaman içinde, serin suların aktığı eski bir orman kenarında neşeli bir çoban yaşardı. Çobanın ak tüylü, sevimli ve kıvırcık kuzusu gün boyu yemyeşil çayırlarda coşkuyla koşup oynardı. Küçük kuzu sahibini çok sever, onun kavalından çıkan melodilerle huzurla kırlarda dolaşırdı. Ancak bir gün köye kasvetli, iri yarı ve keskin bakışlı yabancı bir kasap çıkageldi. Kasap, sürüdeki en semiz kuzuya uzun uzun bakıp cebindeki altın kesesini çıkardı.
Çoban, kasabın uzattığı parayı görünce tereddüt etmeden kuzunun ipini ona teslim etti. Kasap, kuzuyu sert bir hareketle yakalayıp yularından sertçe çekmeye başladı. Sevimli kuzu durumun garipliğini hemen sezdi ve korkuyla geriye doğru çekildi. Kasap onu sürüklemeye çalışırken kuzu acı acı melemeye, ayaklarını yere diremeye başladı. Adeta dünyayı ayağa kaldırıyor, avazı çıktığı kadar bağırarak yardım feryatları ediyordu. Çoban kuzunun bu hırçınlığına şaşırarak kasabın yanında durup gülümsemeden edemedi.
"Ben seni kırkarken hiç ses çıkarmazdın, şimdi neden bu kadar yaygara koparıyorsun?" diye sordu. Kasap da kahkaha atarak "Sadece küçük bir yolculuk yapacağız, bu çığlıklar niye?" dedi. Kuzu gözyaşları içinde başını iki yana salladı ve kasaba korkusuzca baktı. "Çobanım beni yakaladığında sadece yumuşak yünlerimi keser veya sütümü sağardı," diye bağırdı. "Oysa senin elindeki keskin bıçağı ve gözlerindeki niyeti çok iyi görebiliyorum," dedi kuzu.
"Çoban benden sadece yünümü alıyordu ama sen benim tatlı canımı almaya çalışıyorsun." Bu sözleri duyan çoban yaptığı hatayı anladı ve hemen parasını kasaba geri verdi. Kuzu kurtulduğunu anlayınca neşeyle çobanın yanına koştu ve ona sımsıkı sarıldı. İnsan başkasının tehlikede olduğunu anlamadan kendi çıkarını düşünürse büyük yanılgıya düşer. Koyun can derdinde, kasap yağ derdinde.
Koyun can derdinde, kasap yağ derdinde.