Köylü ve Karısı
Evvel zaman içinde, mis kokulu çam ormanlarının kucakladığı huzurlu bir köyde yoksul bir köylü ile karısı yaşardı. Sabahtan akşama kadar nasırlı elleriyle toprağı işler, kısıtlı imkânlarıyla karınlarını doyurmaya çalışırlardı. Ahşap kulübelerinin penceresinden süzülen akşam güneşi, onların sadelikle bezenmiş mütevazı sofralarını aydınlatırdı. Yoksul köylü sabırlı ve kanaatkârdı; lakin karısı zenginlik hayalleriyle sık sık iç çekerdi. Kadın, komşu kasabadaki tüccarların gösterişli yaşamına özenir, ellerindeki küçük tarlayı hiç yeterli bulmazdı. Sıcak bir sonbahar gününde adam, tarlanın kıyısındaki yaşlı meşe ağacının altında dinlenirken toprağa gömülü bakır bir çömlek buldu.
Çömleğin kapağını heyecanla açtığında, gün ışığında pırıl pırıl parıldayan onlarca altın sikkeyle karşılaştı. Sevinçle eve koşup çömleği masanın üzerine koydu ve karısına müjdeli haberi verdi. Gözleri hırsla parlayan kadın, "Artık bu yoksul hayata veda edip saraylara yakışır bir ömür süreceğiz," diye bağırdı. Adam ise karısını uyararak, "Açgözlülük insanın aklını başından alır, bu serveti dikkatle harcamalıyız," dedi. Fakat kadın kocasının sözlerine kulak asmayıp hemen kasabaya gitti ve pahalı kumaşlar ile mücevherler satın aldı. Hatta komşularına caka satmak amacıyla evdeki eski eşyaların hepsini sokağa fırlatıp attı.
Çok geçmeden, bu birdenbire gelen zenginliğin dedikodusu kurnaz haydutların kulağına kadar ulaştı. Gece yarısı kılıçlarını çeken iki hırsız, sessizce kulübeye sızıp masadaki çömleği ve satın alınan tüm değerli eşyaları çaldı. Sabah uyandıklarında evlerinin yağmalandığını gören karı koca, büyük bir şaşkınlık ve üzüntü içinde kalakaldı. Kadın gözyaşları içinde hatalarını anlarken, elindeki huzuru ve eski güvenli düzenini kendi hırsıyla kaybettiğini kavradı. Köylü, karısının elini tutup ona sarıldı ve birlikte yeniden toprağa dönerek alın teriyle çalışmaya karar verdiler. Kısa sürede kaybettikleri eşyaların yerine yenilerini koyarak huzurlu ve mütevazı yaşamlarına geri döndüler. İnsan elindekinin kıymetini bilip kanaat etmedikçe, sonu belirsiz maceraların peşinde huzurunu tamamen yitirebilir. Aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz.
Aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz.