Tüm hikayeler

Köstebek

Seviye A2 · 189 kelime

Köstebek

Evvel zaman içinde, renkli çiçeklerin açtığı nemli bir ormanın altında küçük bir köstebek yaşardı. Bu minik köstebek doğuştan göremezdi ama çok gururlu bir çocuktu. O, karanlık tünellerde annesiyle birlikte huzur içinde ömür geçirirdi. Fakat her zaman gözlerinin çok iyi gördüğünü iddia ederdi. Annesi ise sabırla onun bu tatlı yalanlarını dinler ve gülümserdi. Güneşli bir sabah küçük köstebek yine büyük laflar etmeye başladı.

Annesine dönerek, "Ben sadece toprağı değil, gökyüzündeki kuşları bile görebiliyorum," dedi. Hatta koku almadan ve duymadan da her şeyi bildiğini söyledi. Bilge anne köstebek, yavrusuna güzel bir ders vermek istedi. Toprağın altından kokulu küçük bir çam reçinesi çıkardı. Reçineyi yavrusunun burnunun önüne koydu ve "Bu nedir söyle bakalım," dedi. Küçük köstebek reçineyi kokladı ama ne olduğunu anlayamadı.

Büyük bir özgüvenle, "Bu kesinlikle sert bir taş parçası," cevabını verdi. Annesi derin bir iç çekti ve yavrusuna şefkatle sarıldı. "Ah benim güzel yavrum, sen sadece görme yetini kaybetmemişsin," dedi. "Aynı zamanda koku alma duyunu da kaybetmişsin," diye ekledi. Küçük köstebek yaptığından çok utandı ve başını öne eğdi. Olmadığı biri gibi davranmanın ne kadar yanlış olduğunu nihayet anladı. İnsan yapamadığı şeylerle övünmemeli ve her zaman dürüst olmalıdır. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.