Köpek ve Deniz Kabuğu
Evvel zaman içinde, mavi denizlerin kıyısındaki sevimli bir balıkçı köyünde küçük bir köpek yaşarmış. Bu neşeli köpek yumurta yemeyi çok ama çok severmiş. Her sabah çiftlikleri gezer, lezzetli taze yumurtaları bir dikişte yutarmış. Yuvarlak ve sert kabuklu her şeyi hemen yumurta sanırmış. Parlak güneşin altında, sahilde yürümek en büyük zevkiymiş.
Sıcak bir öğle vakti, ıslak kumsalda garip bir şey görmüş. Kumların üzerinde büyük, beyaz ve sert bir deniz kabuğu duruyormuş. Acıkan köpek heyecanla kabuğun yanına koşmuş. "İşte yine kocaman ve nefis bir yumurta buldum," diye havlamış. Hiç düşünmeden ve koklamadan kocaman ağzını açmış. Sert deniz kabuğunu tek bir hamlede mideye indirmiş.
Fakat deniz kabuğu lezzetli bir yumurta değilmiş. Ağır ve sivri kabuk, köpeğin karnına taş gibi oturmuş. Zavallı köpek şiddetli bir karın ağrısıyla kumlara uzanmış. "Ah, acele ettiğim için karnım çok acıyor," diye inlemiş. Yuvarlak olan her şeyin yumurta olmadığını acı bir şekilde anlamış. O günden sonra ne yiyeceğine dikkatle bakmaya karar vermiş.
İyice düşünmeden yapılan acele işler insana sadece pişmanlık getirir. Acele işe şeytan karışır.
Acele işe şeytan karışır.