Tüm hikayeler

Komutan ve Asker

Seviye B2 · 237 kelime

Komutan ve Asker

Evvel zaman içinde, serin suların aktığı eski bir orman kenarında görkemli bir saray varmış. Bu sarayda halkı tarafından çok sevilen, cesur ve mağrur bir komutan yaşarmış. Komutan, geçmişte kazandığı büyük zaferlerle tüm diyara nam salmış bilge bir liderdi. Sarayın bahçesinde ıhlamur kokuları yükselirken, komutan her gün halkın dertlerini dinlerdi. Bir yaz sabahı, eski savaşlarda onunla omuz omuza çarpışmış emektar bir asker çıkageldi. Yılların yorgunluğunu yüzünde taşıyan asker, haksız bir suçlamayla mahkemeye düşmüştü. Yaşlı asker, gözlerinde derin bir sadakatle komutanının karşısında hürmetle eğildi.

"Efendim, adım bir haksızlığa karıştı ve yarın adalet karşısına çıkacağım," dedi. Komutan ise çok meşgul olduğu için ona hemen bir temsilci atamayı teklif etti. "Seni savunması için mahkemeye en becerikli avukatımı göndereceğim," yanıtını verdi. Bu cevabı duyan emektar askerin yüreği burkuldu ve kılıç yarası iziyle dolu kolunu açtı. Asker, komutanın gözlerinin içine bakarak unutulmaz bir sitemde bulundu. "Ah benim ulu komutanım, biz o kanlı savaşta düşmanla karşılaşırken ben de yerime bir başkasını göndermemiştim," dedi. "Düşman okları üzerimize yağarken göğsümü senin için hiç tereddüt etmeden siper etmiştim."

Bu sitem dolu sözler komutanın yüreğine keskin bir bıçak gibi saplandı. Eski günlerin hatırası ve askerin sadakati komutanın gözlerini yaşartmaya yetti. Yaptığı hatayı anlayan komutan, mahkeme günü kendi tahtından kalkıp bizzat salona gitti. Eski dostunun yanında durarak onu coşkulu bir dille ve gururla savundu. Masumiyeti kanıtlanan asker, eski komutanına minnettar gözlerle sarılarak saraydan huzurla ayrıldı. Hakiki vefa, zor günlerde temsilci göndermek değil bizzat dostun yanında durmaktır. Dost kara günde belli olur.

Dost kara günde belli olur.