Kırlangıç ve Karga
Evvel zaman içinde, renkli çiçeklerle dolu güzel bir bahçede iki farklı kuş yaşardı. Biri zarif ve şık tüyleri olan küçük bir kırlangıçtı. Diğeri ise siyah ve güçlü tüyleri olan akıllı bir kargaydı. Güneşli günlerde kırlangıç gökyüzünde neşeyle uçar ve güzelliğiyle gurur duyardı. Karga ise ağacın dalında sakince oturur, çevresini dikkatle izlerdi. Bir gün kırlangıç, karganın yanına kondu ve ona parlak tüylerini gösterdi.
Kırlangıç kibirle, "Benim tüylerim ilkbaharın en güzel süsüdür," dedi. "Senin siyah tüylerin ise çok karanlık ve çirkin görünüyor." Karga bu sözlere hiç kızmadı ve hafifçe gülümsedi. Karga, "Senin tüylerin yazın güzel görünebilir," diye cevap verdi. "Fakat benim kalın tüylerim beni soğuk kış günlerinde korur." Kırlangıç karganın sözlerini dinlemedi ve neşeyle şarkı söylemeye devam etti.
Birkaç ay sonra sıcak yaz günleri bitti ve dondurucu kış geldi. Sert rüzgarlar esti ve bahçeyi beyaz bir kar kapladı. Zarif kırlangıç soğuktan titremeye başladı ve uçmakta çok zorlandı. Karga ise kalın ve siyah tüyleri sayesinde sıcacık yuvasında huzurla oturdu. Kırlangıç, sadece dış güzelliğin zor zamanlarda yetmediğini acıyla anladı. Zor günlerde bizi koruyan gerçek değer, geçici süslerden çok daha kıymetlidir. Güvenme güzelliğine bir sivilce yeter, güvenme varlığına bir kıvılcım yeter.
Güvenme güzelliğine bir sivilce yeter, güvenme varlığına bir kıvılcım yeter.