Tüm hikayeler

Keçi ve Eşek

Seviye C1 · 238 kelime

Keçi ve Eşek

Bir varmış bir yokmuş, yemyeşil vadilerin ötesindeki geniş bir çiftlikte tonton bir köylü yaşarmış. Bu köylünün çalışkan bir eşeği ile kıskanç huylu bir keçisi varmış. Eşek sabahtan akşama kadar ağır yükler taşır, sahibi de ona en taze otları ikram edermiş. Keçi ise köşesinde oturur, eşeğin gördüğü bu ilgiyi içten içe derin bir hırsla kıskanırmış. Günlerden bir gün keçi, eşeğin bu güzel konumunu elinden almak için sinsi bir plan kurgulamış. Keçi, masum görünümlü bir adımla otlayan eşeğin yanına yaklaşarak tatlı dille konuşmaya başlamış.

"Sevgili dostum, senin bu ağır çalışma tempona gerçekten çok üzülüyorum," demiş. Eşek büyük bir saflıkla kulaklarını kabartıp kıskanç keçinin ne söyleyeceğini merakla dinlemiş. Keçi sinsi bir tebessümle, "Bence bir süre topallayıp sakatlanmış gibi yapmalısın," diye fısıldamış. "Böylece sahibimiz sana acır ve günlerce dinlenmen için lezzetli yiyecekler verir." Bu akla inanan saf eşek, ertesi gün derin bir hendeğin kenarında topallarken ayağı kayıp aşağıya yuvarlanmış. Ancak bu düşüş numara değilmiş; zavallı hayvan gerçekten çok sert bir şekilde yere çakılmış.

Bacağı fena halde incinen eşek, yerinden kalkamayıp acıyla inlemeye başlamış. Sahibinin çağırdığı tecrübeli hekim, yatakta yatan eşeği uzun uzun muayene etmiş. Hekim başını iki yana sallayarak, "Bu hayvanın iyileşmesi için tek bir çare var," demiş. "Bir keçiden hazırlanan eski bir ilaç eşeğe içirilirse, ancak o zaman ayağa kalkabilir." Eşeğini çok seven köylü, hiç tereddüt etmeden bahçedeki kıskanç keçiyi yakalayıp kurban etmiş. Başkasına kazdığı kuyuya kendi düşen keçi, hırsının bedelini canıyla ödemiş. Başkalarının kötülüğünü isteyenler, eninde sonunda kendi kurdukları tuzağa düşerler. El için kuyu kazan, önce kendi düşer.

El için kuyu kazan, önce kendi düşer.