Tüm hikayeler

Karınca

Seviye A2 · 179 kelime

Karınca

Bir zamanlar küçük bir köyde çok açgözlü bir çiftçi yaşıyordu. Bu çiftçinin kendi tarlasında bolca buğday ve meyve vardı. Fakat o kendi ürettikleriyle hiçbir zaman mutlu olmuyordu. Her gece komşularının tarlasına gizlice gidip onların ekinlerini çalıyordu. Köylüler ekinlerinin kaybolduğunu görünce çok üzülüyor ve şaşırıyordu. Çiftçi ise topladığı buğdayları karanlık deposunda saklayıp gülüyordu.

Bir akşam bilge bir ihtiyar adam çiftçinin yanına geldi. İhtiyar adam ona "Kendi emeğin sana yetmiyor mu?" diye sordu. Çiftçi kibirle "Başkasının malı bana her zaman daha tatlı geliyor," dedi. Bu cevap üzerine ihtiyar adam çok kızdı ve asasını yere vurdu. O an büyük bir ışık parladı ve çiftçi birden küçülmeye başladı. İhtiyar adam "Bundan sonra hayatını başkalarının ekinlerini taşıyarak geçireceksin," dedi.

Çiftçi ne olduğunu anlamadan minik bir karıncaya dönüştü. Artık o küçücük vücuduyla toprağın üzerinde yürümek zorundaydı. Eski huyu değişmediği için yine sürekli tarlalarda buğday tanesi arıyordu. Gece gündüz demeden kendinden büyük yükleri taşımak zorunda kaldı. Başkalarının hakkını yemenin cezasını yorucu bir yaşamla ödedi. Karınca olan adam açgözlülüğün ona hiçbir mutluluk getirmediğini sonunda anladı. Başkasının malına göz diken kişi elindekini de kaybeder. Açgözlü olanın karnı doyar ama gözü doymaz.

Açgözlü olanın karnı doyar ama gözü doymaz.