Karınca ile Güvercin
Evvel zaman içinde, serin suların aktığı eski bir orman kenarında küçük bir karınca yaşardı. Bu küçük karınca her gün çalışır ve yiyecek toplardı. Yakındaki kocaman bir ağacın dalında ise beyaz bir güvercin dururdu. Güvercin, tatlı sesiyle şarkılar söyler ve ormanı dinlendirirdi. İki sevimli komşu birbirlerine her zaman gülümseyerek bakardı.
Sıcak bir yaz gününde küçük karınca çok susadı. Su içmek için nehrin kenarına kadar yavaşça yürüdü. Aniden ayağı kaydı ve coşkulu suya düştü. Karınca çırpınmaya başladı ama sudan çıkamadı. Ağaçtaki iyi kalpli güvercin bu durumu hemen gördü. Mavi gökyüzünden aşağıya doğru hızlıca uçtu. Ağaçtan büyük bir yaprak koparıp suya bıraktı. Karınca yaprağın üzerine çıktı ve karaya ulaştı.
Birkaç gün sonra ormana kötü bir avcı geldi. Avcı, ağaçtaki güzel güvercini sessizce hedef aldı. Bunu gören karınca hızlıca avcının ayağına tırmandı. Karınca avcının ayağını var gücüyle sertçe ısırdı. Avcı can acısıyla bağırdı ve okunu yere düşürdü. Sesi duyan güvercin hemen neşeyle gökyüzüne uçtu. İyilik yapan her zaman karşılığında iyilik bulur. İyilik eden iyilik bulur.
İyilik eden iyilik bulur.