İdama Mahkum Edilen Adam
Evvel zaman içinde, serin suların aktığı eski bir orman kenarında hırslı bir tüccar yaşardı. Bu adam daha fazla servet kazanmak uğruna kanunları çiğnemekten ve masum köylüleri kandırmaktan hiç çekinmezdi. Ancak açgözlülükle ördüğü karanlık ağlar günün birinde kendi ayağına dolandı ve sarayın muhafızları tarafından yakalandı. Yargıçların kurduğu adalet divanı, bu düzenbaz adamın darağacında sallanarak cezalandırılmasına karar verdi. Kasaba meydanında büyük bir kalabalık toplanmış, cezanın infaz edileceği o meşum anı merakla bekliyordu. Cellat yağlı ilmeği hazırlarken, idama mahkûm edilen adam gözyaşları içinde hükümdarın adaletine sığınmak istediğini haykırdı.
Büyüleyici tahtında oturan bilge hükümdar, adamın çaresiz çığlığını duyup ona son bir söz hakkı tanımaya karar verdi. Mahkûm, başını öne eğerek, "Ey yüce hükümdarım, beni bu darağacına getiren şey sadece kendi bitmek bilmeyen hırsımdır," dedi. Hükümdar kaşlarını çatarak, "Ettiğin haksızlıkların cezasından kaçmak için şimdi pişmanlık mı taslıyorsun?" diye sordu. Adam derin bir ah çekip, yakınlardaki bir dalda öten karartılı bir kargayı göstererek konuşmasını sürdürdü. "Yıllarca hileyle biriktirdiğim o altınlar bana huzur getirmedi, aksine beni bu dipsiz yalnızlığa sürükledi," diye fısıldadı. "Şimdi ise şu uğursuz kuş bile düştüğüm bu acı durumla alay eder gibi tepemde gaklıyor," diyerek ağladı.
Kalabalık fısıldaşmaya başlarken, adam hırsın ve kibirin insan zihnini nasıl körleştirdiğini yaşlı gözlerle anlattı. Çevredeki insanlar onun içten gelen bu ibretlik itirafı karşısında derin bir sessizliğe büründü. Hükümdar, adamın gözlerındaki samimi pişmanlığı ve ölümün eşiğinde kazandığı derin bilgeliği dikkatle tarttı. Ölüm cezasını derhal kaldırıp adama ömür boyu yoksullara yardım etme cezası verdi. Darağacının altından çıkarılan adam, hayatının bağışlanması üzerine gözyaşlarıyla toprağa kapanıp şükretti. O günden sonra dürüst bir zanaatkâr olarak yaşayıp herkese doğruluğun erdemini anlattı. İnsanoğlu yaptığı yanlışların bedelini anlamadan ve hatasını kabul etmeden hakiki huzura eremez. Rüzgâr eken fırtına biçer.
Rüzgâr eken fırtına biçer.