Hizmetkarını Test Eden Derviş
Evvel zaman içinde, gür çam ormanlarının kucakladığı sessiz bir dergahta erdemli bir derviş yaşarmış. Bu pir-i fani, yıllardır yanında sadakatle hizmet eden genç talebesi Cihan'ın iradesini sınamak istiyordu. Büyülü vadinin serin rüzgarları yaprakları fısıldatırken derviş nihayet genç adama zorlu bir sınav vermeye karar verdi. Tahta masasından işlemeli bakır bir kase çıkardı ve içini amber kokulu şifalı bir balla doldurdu. Talebesini yanına çağırarak ona süzgün gözlerle baktı ve kasenin sırrını vakur bir sesle tembihledi. "Evladım, ben dervişan meclisine gidene dek bu bal kasesini gözün gibi korumalısın," dedi bilge ihtiyar. "Güneş doğana kadar ne olursa olsun bu baldan tek bir damla dahi tatmayacaksın."
Genç adam hürmetle başını eğdi ve hocasının emanetini canı pahasına koruyacağına dair söz verdi. Gece kararıp gökyüzünü yıldızlar kapladığında, kulübenin içini nefis bir tatlı koku kaplamaya başladı. Cihan'ın boğazı kurumuş, açlığı ve susuzluğu dayanılmaz bir raddeye ulaşmıştı. Tam o sırada pencereden içeri süzülen gizemli bir gölge, gencin zihnini çelmeye çalıştı. "Sadece tek bir kaşık tatsan hocan nereden anlayacak ki?" diye fısıldadı karanlık ses. Cihan elini kaseye doğru uzattı, fakat tam o anda hocasının sadakat üzerine söylediği hikmetli sözleri hatırladı. Derin bir nefes alarak kaseden uzaklaştı ve gözlerini kapatıp sabırla duaya durdu.
Şafak vakti dağların ardından sökün ederken derviş kapıdan içeri tebessümle girdi. Masanın üzerindeki kaseye ve sabırla bekleyen gencin kararlı yüzüne uzun uzun baktı. Meğer gece vakti genci sınayan o gizemli gölge, dervişin kendi nefesinden yarattığı bir tayfmış. Bilge adam talebesinin alnından öperek onun sadakatini ve iradesini gönülden tebrik etti. Cihan, en büyük zaferin insanın kendi nefsinin arzularına galip gelmesi olduğunu o gün anladı. İrade ve sadakatle korunan emanet, insanı hakiki mertebeye ulaştıran en parlak tacdır. Sabır acı olsa da meyvesi daima tatlıdır.
Sabır acı olsa da meyvesi daima tatlıdır.