Tüm hikayeler

Hırsız ve Kandili

Seviye B2 · 241 kelime

Hırsız ve Kandili

Evvel zaman içinde, yüksek surlarla çevrili kadim bir şehrin dar sokaklarında Kaan adında açgözlü bir hırsız yaşardı. Kaan, insanların emekleriyle kazandığı değerli eşyaları gece karanlığından faydalanarak çalmayı alışkanlık haline getirmişti. Bir akşam, şehrin en görkemli tapınağına gizlice girerek altın kaplama büyülü bir kandili gözüne kestirdi. Işıl ışıl parıldayan bu kandilin kendisine şans ve zenginlik getireceğine yürekten inanıyordu. Kandili çantasında saklayarak kimseye görünmeden karanlık sığınağına doğru hızla uzaklaştı. Evine varan Kaan, çaldığı kandili hemen yakıp karşısına geçti ve gururla seyretmeye başladı.

Ardından kandile bakarak, "Bana gece soygunlarımda yol gösterirsen sana en kaliteli zeytinyağlarını adayacağım," dedi. Tam o anda kandil birdenbire fısıldamaya başladı ve odanın içini titrek bir ışık kapladı. Kandilin derinden gelen gizemli sesi, "Sen ne kadar akılsız bir adamsın!" diyerek söze başladı. "Ben kendimi bile senin gibi bir hırsızın elinden koruyamamış aciz bir eşyayım," dedi. "Kendi kutsal yuvasını koruyamayan bir kandil, sana haram yolda nasıl rehberlik edebilir?" diye sordu. Kaan, kandilin bu etkileyici cevabı karşısında şaşkınlıktan ne yapacağını bilemedi ve dona kaldı.

Yine de hırsına yenik düşerek kandilin uyarısını hiçe saydı ve o gece yeni bir soygun için dışarı çıktı. Ancak çaldığı kandilin parıltısı, zifiri karanlıkta onun yerini uzak mesafeden hemen belli etti. Şehir muhafızları geceyi aydınlatan bu ışığı fark edip hırsızın peşine düştü. Kaan ne kadar kaçmaya çalışsa da kandilin sönmeyen ışığı yüzünden yakalanmaktan kurtulamadı. Muhafızlar onu zindana atarken elindeki çalıntı kandil de ait olduğu tapınağa geri götürüldü. Haksızlıkla elde edilen hiçbir şey, sahibine asla huzur ve başarı getiremez. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.