Tüm hikayeler

Gözler ve Ağız

Seviye B2 · 249 kelime

Gözler ve Ağız

Evvel zaman içinde, serin suların aktığı eski bir orman kenarında sevimli bir gezgin yaşardı. Bu gezginin bedenindeki organlar kendi aralarında her zaman büyük bir uyum içinde çalışırlardı. Ancak güneşli bir bahar sabahı, parlak iki göz ile sevecen ağız arasında beklenmedik bir tartışma çıktı. İki göz, daldaki al kırmızı elmaları görünce kendilerini gezginin en önemli parçası ilan ettiler. Gezginin her adımını yönlendiren gözler, diğer organlara biraz tepeden bakmaya başlamışlardı.

Gözler gururla kısılarak ağıza dönüp, "Dünyanın tüm güzelliklerini ve lezzetli meyveleri sadece biz görürüz," dediler. Ağız ise bu kibirli sözlere gülümsedi ve sakin bir sesle cevap verdi. "Görmek şüphesiz güzeldir ama o tatlı meyveleri tadıp bedene güç veren benim," dedi ağız. Bu söze öfkelenen gözler, "Biz yol göstermezsek sen hiçbir meyveye ulaşamazsın," diyerek kendilerini kapatıverdiler. Etraf bir anda zifiri karanlığa bürününce gezgin nerede olduğunu şaşırıp bir an bocaladı.

Önünü göremeyen gezgin, bastığı yeri fark edemeyip derin bir çukura yuvarlandı. Ağız da çarpmanın etkisiyle acı içinde kaldı ve hiç tatlı söz söyleyemez oldu. Gözler kapalı kaldıkça bedenin zayıfladığını ve açlığın herkesi tehdit ettiğini anladılar. Hatalarını kavrayan gözler, pişmanlık içinde kapaklarını yavaşça açıp etrafı yeniden süzmeye başladılar. Gözlerin ışığıyla çukurdan tırmanan gezgin, hemen yakındaki taze böğürtlen çalısına doğru ilerledi.

Ağız, gözlerin getirdiği lezzetli böğürtlenleri lokma lokma çiğneyip bedene ihtiyacı olan enerjiyi kazandırdı. İki organ da tek başlarına hiçbir şey ifade etmediklerini, ancak birlikte var olabildiklerini anladılar. O günden sonra gözler ve ağız, dostça iş birliği yaparak gezginin hayatına neşe kattılar. Bedenin her bir parçası birbirine muhtaçtır ve ancak dayanışma sayesinde gerçek bir bütünlük sağlanır. Yalnız taş duvar olmaz.

Yalnız taş duvar olmaz.