Ezop ve Köpek
Evvel zaman içinde, serin suların aktığı yeşil bir orman kenarında bilge Ezop yaşardı. Ezop, kulübesinin bahçesinde oturup doğanın huzurlu seslerini dinlemeyi çok severdi. Soğuk bir rüzgârın estiği sonbahar gününde, hamile ve yorgun bir köpek bahçeye geldi. Köpeğin gözlerinde çaresiz bir yalvarış, titreyen adımlarında ise büyük bir yorgunluk vardı. Yavrularını güvenle doğurmak için bilge adamdan küçük bir sığınak ve yardım istedi.
Merhametli Ezop, zavallı hayvana acıdı ve bahçesindeki sıcak kulübeyi ona tahsis etti. Aradan birkaç hafta geçti ve dişi köpek nur topu gibi altı güçlü yavru doğurdu. Zamanla yavrular büyüdü, keskin dişli ve iri cüsseli genç köpekler haline geldiler. Kulübenin asıl sahibi olan Ezop, köpeklerin artık kendi başlarının çaresine bakabileceğini düşündü. Bahçeye çıkarak anne köpeğe, "Artık yavruların büyüdü, kulübemi geri almam gerekiyor," dedi. Fakat anne köpek, eski uysal tavrını bir kenara bırakıp dişlerini hırsla gösterdi.
"Bizi buradan çıkarmak istiyorsan önce güçlü çocuklarımla savaşmalısın!" diye böbürlendi. Ezop, bir zamanlar yardım ettiği hayvanın bu nankörlüğü karşısında derin bir şaşkınlık yaşadı. Güçlenen yavruların tehditkâr havlamaları ortalığı kaplayınca bilge adam geriye doğru çekilmek zorunda kaldı. Kaba kuvvete karşı durmanın faydasız olduğunu anlayan Ezop, bahçesinden sessizce uzaklaştı. İyiliğinin kötülükle karşılık bulduğunu görerek insanlara ders olacak bu olayı zihnine kazıdı.
Düşüncesizce yapılan iyilik, gün gelir sahibine zarar veren bir silaha dönüşebilir. Besle kargayı, oysun gözünü.
Besle kargayı, oysun gözünü.