Eşek ve Kurbağalar
Bir zamanlar, sırtında ağır odunlar taşıyan yaşlı bir eşek varmış. Eşek, sıcak bir yaz gününde dar bir yolda yürüyormuş. Yolun kenarında derin ve çamurlu bir bataklık bulunuyormuş. Eşek çok yorulduğu için dikkatli adım atamıyormuş. Aniden ayağı kaymış ve çamurun içine düşmüş. Eşek çamurdan çıkmaya çalışmış ama bir türlü kalkamamış.
Sırtındaki ağır odunlar yüzünden daha da çok batmış. Çaresiz eşek yüksek sesle ağlamaya ve bağırmaya başlamış. "Eyvah, ben ne yapacağım, burada mahvoldum!" diye bağırmış. O sırada bataklıkta yaşayan küçük kurbağalar onu duymuş. Kurbağalardan biri suyun içinden başını çıkarıp eşeğe bakmış. Eşeğin sürekli ağlamasına ve şikayet etmesine çok şaşırmışlar.
Akıllı bir kurbağa eşeğin yanına kadar yüzmüş. Kurbağa gülerek, "Neden bu kadar çok bağırıyorsun?" diye sormuş. "Sen daha yeni düştün ve yakında kurtulacaksın," demiş. "Biz bütün hayatımızı bu soğuk çamurun içinde geçiriyoruz," diye eklemiş. Eşek bu sözleri duyunca utanmış ve bağırmayı kesmiş. Bütün gücünü toplamış ve çamurdan dışarı çıkmayı başarmış.
Küçük dertleri büyütmek yerine elimizdeki duruma sabretmeyi öğrenmeliyiz.
Beterin beteri vardır.
Beterin beteri vardır.