Eşek ve Katır
Bir varmış bir yokmuş, yemyeşil vadilerin ötesinde neşeli bir tüccar yaşarmış. Bu tüccarın çalışkan bir eşeği ve güçlü bir katırı varmış. Güneşli bir günde tüccar, pazara gitmek için büyük çuvalları hazırlamış. Ağır yüklerin çoğunu yaşlı eşeğin sırtına yüklemiş. Katıra ise sadece hafif iki torba koymuş.
Uzun yolda dik yokuşlar tırmanırken zavallı eşek çok yorulmuş. Eşek ter içinde kalmış ve adımları yavaşlamış. Eşek yanındaki katıra bakarak kısık bir sesle yalvarmış. "Lütfen bana yardım et, yükümün birazını sen al," demiş. "Eğer bana yardım etmezsen bu yolda düşüp öleceğim," diye eklemiş. Bencil katır başını sallamış ve eşeğin sözlerini hiç umursamamış. "Bu senin yükün, ben kendi keyfime bakarım," diye cevap vermiş.
Bir süre sonra yorgun eşek daha fazla dayanamamış ve yere yığılmış. Tüccar üzüntüyle eşeğin yanına koşmuş ama artık çok geç kalmış. Adam hemen eşeğin sırtındaki bütün ağır çuvalları almış. Hatta ölen eşeğin semerini de çıkarıp hepsini katırın sırtına yüklemiş. Katır devasa yükün altında ezilerek hatasını çok geç anlamış. Zamanında yardım etmeyenler, sonunda daha büyük zorluklarla karşılaşırlar. Birlikten kuvvet doğar.
Birlikten kuvvet doğar.