Eşeğin Gölgesi
Bir varmış bir yokmuş, altın sarısı kumların uzandığı sıcak bir diyarda yolculuk eden bir tüccar varmış. Bu tüccar, kavurucu yaz sıcağında uzun bir yol katetmek için sevimli bir eşek ve onun sahibini kiralamış. Güneş gökyüzünün en tepesine tırmandıkça, nefes kesen sıcaklık etrafı adeta yakıp kavurmaya başlamış. Yorgun düşen yolcu, serinlemek amacıyla eşeğin ardındaki gölgeye sığınarak dinlenmek istemiş. Eşeğin sahibi ise bu durumu görünce hemen öfkeyle tüccarın önüne dikilmiş.
Köylü adam, "Sadece eşeğimi kiraladın, onun gölgesini kiralama hakkını sana vermedim!" diye bağırmış. Şaşkınlığa düşen tüccar, "Ben eşek için para ödedim, dolayısıyla onun gölgesi de bana aittir," yanıtını vermiş. İki adam, kızgın güneşin altında birbirlerine sert sözler söyleyerek tartışmaya başlamışlar. Köylü, gölgenin ekstra bir ücrete tabi olduğunu savunurken, tüccar bunun saçmalık olduğunu iddia etmiş. "Gölgede oturmak istiyorsan bana birkaç gümüş daha vermelisin," demiş eşeğin sahibi hırsla.
Tüccar ise hakkını yedirmemek için adamın üzerine yürüyerek öfkeyle bağırmaya devam etmiş. Sesler yükseldikçe ikilinin arasındaki kavga şiddetlenmiş ve iki taraf da geri adım atmamış. Onlar önemsiz bir gölge hakkı için boğuşurken, eşek bu gürültüden ürkmeye başlamış. Sonunda ürkek hayvan, adamların bağrışmalarına daha fazla dayanamayıp aniden şahlanmış. Dört nala koşarak tozlu yolda gözden kaybolmuş ve uzaklara kaçmış.
Kavga eden iki adam, toz bulutunun ardından bakakalarak neye uğradıklarını şaşırmışlar. Ahmakça bir çekişme yüzünden hem eşeklerini hem de sığınacakları tek gölgeyi kaybetmişler. Çölün ortasında yapayalnız ve çaresizce sıcağın altında kalakalmışlar. Küçük çıkarlar uğruna yapılan anlamsız kavgalar, insanın elindeki asıl değeri kaybetmesine yol açar. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak.
Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak.