Tüm hikayeler

Çoban ve Koyunları

Seviye A2 · 169 kelime

Çoban ve Koyunları

Evvel zaman içinde, mis kokulu çiçeklerin açtığı şirin bir dağ köyünde yaşlı bir çoban yaşardı. Bu çoban her sabah sevimli koyunlarını yeşil çayırlara götürürdü. Kuşlar tatlı tatlı öter, rüzgâr ağaçların yapraklarını hafifçe sallardı. Akşam olunca çoban koyunlarını güvenli ağıla toplamak isterdi. Koyunlar ise taze çimenleri yemekten çok mutlu olurlardı. Güneş yavaşça batarken çoban koyunlarına yüksek sesle seslendi.

Fakat koyunlar çobanın sesini duydular ama hiç dinlemediler. Çoban cebinden kavalını çıkardı ve tatlı bir melodi çaldı. İnatçı koyunlar oynamaya ve otlamaya devam ettiler. Çoban çok sinirlendi ve yerden büyük bir taş aldı. Taşı koyunların lideri olan yaşlı koça doğru fırlattı. Taş koçun kafasına geldi ve onun boynuzunu kırdı.

Çoban yaptığına pişman oldu ve koşarak koçun yanına gitti. Çoban korkuyla koça, "Lütfen bu olayı sahibime söyleme!" diye yalvardı. Yaralı koç çobana baktı ve derin bir iç çekti. Koç, "Ben sussam bile kırık boynuzum gerçeği herkese anlatacak," dedi. Çoban hatasını anladı ama artık çok geç kalmıştı. Akşam olunca çiftlik sahibi kırık boynuzu hemen gördü. Yapılan hataları ve haksızlıkları saklamak asla mümkün değildir. Güneş balçıkla sıvanmaz.

Güneş balçıkla sıvanmaz.