Cırcır Böceği ve Tilki
Bir varmış bir yokmuş, yemyeşil vadilerin ötesinde kocaman bir meşe ormanı varmış. Bu ormanda tatlı şarkılar söyleyen küçük bir cırcır böceği yaşarmış. Sıcak yaz günlerinde yüksek bir dalın üzerine oturur ve neşeyle ötermiş. Ormandaki çiçekler ve rüzgar onun güzel sesini dinlemekten çok mutlu olurmuş. Ancak bu ormanda kurnaz ve aç bir tilki de geziniyormuş. Bir gün tilki, cırcır böceğinin tatlı sesini duymuş ve hemen ağacın altına gelmiş.
Kurnaz tilki yukarı bakarak tatlı bir sesle cırcır böceğine seslenmiş. "Merhaba güzel dostum, bu ne harika bir şarkı böyle!" demiş. "Lütfen aşağıya in de bu muhteşem sesi yakınından dinleyeyim," diye eklemiş. Akıllı cırcır böceği, tilkinin niyetini anlamış ve ona güvenmemiş. Bir tehlike olduğunu sezmiş ama tilkiye bunu belli etmek istememiş. Ağacın kuru bir yaprağını koparıp yavaşça aşağıya doğru bırakmış.
Tilki aşağı düşen şeyi böcek sanıp hemen üstüne atlamış. Fakat ağzında sadece kuru bir yaprak olduğunu görünce çok şaşırmış. Yüksek daldaki cırcır böceği güvenle neşeyle ötmeye devam etmiş. "Beni kandıramazsın kurnaz tilki, ben senin tuzaklarını çok iyi bilirim!" demiş. Utanan tilki, aç karnıyla oradan uzaklaşmak zorunda kalmış. Akıllı kişiler, tatlı sözlere kanmaz ve kendilerini tehlikelerden korurlar. Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer.
Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer.