Bülbül ve Kırlangıç
Evvel zaman içinde, serin suların aktığı eski bir orman kenarında neşeli bir bülbül yaşarmış. Bu tatlı bülbül her sabah ağacın dalına konar ve harika şarkılar söylerdi. Bir gün yanına hızlı uçan sevimli bir kırlangıç yaklaşmış. Kırlangıç bülbüle bakıp neşeyle ötmeye başlamış.
"Sen neden insanların yaşadığı evlerin çatısına gelmiyorsun?" diye sormuş kırlangıç. "İnsanların yanında yaşarsan sesini herkes duyar ve seni çok severler," diye eklemiş. Şarkıcı bülbül başını yavaşça sallamış ve hüzünlü bir sesle cevap vermiş. "Ben geçmişte insanların arasında yaşadım ama büyük bir acı çekerek sesimi kaybettim," demiş. "İnsanlar şarkımı çok sevse de beni kafese kapatıp özgürlüğümü aldılar," diye anlatmış.
"Bu yüzden insanları ve evlerini gördükçe o eski kötü günlerimi hatırlıyorum," demiş bülbül. "Orada yaşarsam huzurum kaçar, burada özgürce şarkı söylemek bana yetiyor," diye eklemiş. Bülbül neşeli şarkısına devam ederken kırlangıç sessizce oradan uzaklaşmış. İnsan geçmişte kendisine acı veren yerlerden ve anılardan uzak durmak ister.
Acı tecrübeler insanı daha dikkatli ve tedbirli yapmaya yeter. Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer. Bir musibet bin nasihatten iyidir. İyilik eden iyilik bulur. İnsanın evi gibisi yoktur. Özgürlük her şeyden değerlidir.
Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer.