Baykuş, Kedi ve Fare
Evvel zaman içinde, sarmaşıklarla kaplı eski bir değirmenin kuytu köşesinde minik bir fare yaşardı. Bu değirmen, hem gündüzleri sinsi sinsi dolaşan bir kedinin hem de geceleri süzülen bir baykuşun yuvasıydı. Sevimli farecik, bu iki tehlikeli avcının arasında her an yakalanma korkusuyla nefes alırdı. Kedi gündüz gözüyle deliğin kapısını gözler, baykuş ise karanlık çöktüğünde pencerelerden içeri süzülürdü. Çaresiz fare, bu amansız baskıdan kurtulmak için aklını ve cesaretini kullanmaya karar verdi. Alacakaranlığın çöktüğü bir akşamüstü, fare yuvasının emniyetli köşesinden dışarıya doğru fısıldadı.
Önce köşe başındaki kediye yaklaşıp baykuşun onun hakkında söylenip durduğunu söyledi. "Baykuş, değirmenin tek hâkiminin kendisi olduğunu ve senin korkak bir ev kedisi olduğunu iddia ediyor," dedi. Bu sözlere öfkelenen kedi, kabaran tüyleriyle hemen değirmenin yüksek çatı kirişine fırladı. Ardından fare, uykusundan henüz uyanan baykuşun tünediği dala kadar tırmandı. "Aşağıdaki kedi, senin gece körü olduğunu ve gündüz ışığında hiçbir şey yapamayacağını yayıyor," diye fısıldadı. Gururu incinen baykuş, keskin gözlerini hırsla açıp büyük bir hışımla aşağıya doğru süzüldü.
İki gururlu avcı, değirmenin tam ortasında göz göze gelince büyük bir kavgaya tutuştular. Kedi kükreyerek pençelerini savuruyor, baykuş ise kanatlarını çırparak sert gagasını vuruyordu. Arayı kızıştıran akıllı fare, avcıların birbirleriyle amansızca mücadelesini kenardan sakince izledi. İki güçlü rakip birbirini hırpalayıp yorarken, değirmendeki tehdit de kendi kendine ortadan kalkıyordu. Sonunda pes eden kedi kaçarak bir deliğe saklandı, kanatları darbe alan baykuş ise uzaklara uçtu. Zekası sayesinde iki büyük düşmanını alt eden fare, huzur içinde lezzetli buğday tanelerinin tadını çıkardı. Düşmanların arasındaki anlaşmazlığı kendi lehine çevirmeyi bilenler, her türlü tehlikeden zekalarıyla korunurlar. İki cambaz bir ipte oynamaz.
İki cambaz bir ipte oynamaz.