Tüm hikayeler

Atını Satan Çiftçi

Seviye C1 · 253 kelime

Atını Satan Çiftçi

Evvel zaman içinde, serin suların nazlıca aktığı eski bir orman kenarında yaşlı bir çiftçi yaşardı. Bu çiftçinin en sadık dostu, yıllardır sabanını çeken asil duruşlu boz bir atı vardı. Ancak zamanın acımasız çarkı dönmüş, ihtiyar adamın cebindeki son akçe de tükenmişti. Çaresiz kalan çiftçi, gözü gibi baktığı emektar atını pazar meydanında satmaya karar verdi. Sabahın ilk ışıkları sisli vadide süzülürken, kederli adımlarla kasabanın yolunu tuttular. Kalabalık pazar meydanı, tüccarların bağrışmaları ve binek hayvanlarının sesleriyle çınlıyordu. Kurnaz bir tüccar, yaşlı atın zarafetini fark edip hemen çiftçinin yanına sokuldu.

"Bu ihtiyar hayvan artık yük taşıyamaz, sana sadece üç gümüş akçe veririm," dedi tüccar. Çiftçi çaresizlik içinde teklifi kabul etti ve yularını istemeden adama teslim etti. Cebindeki azıcık parayla evine dönerken, içini ağır bir pişmanlık ve derin bir yalnızlık kapladı. Ertesi hafta aynı pazara vardığında, süslü semeriyle ışıl ışıl parlayan muazzam bir at gördü. Satıcı, bu muhteşem binek için tam otuz altın akçe talep etmekteydi. Çiftçi ata yaklaşınca, onun kendi eski dostunun gözlerindeki o tanıdık sıcaklığı hissetti. Meğer kurnaz tüccar atı sadece tımarlayıp boyamış, büyük bir servet karşılığında satışa çıkarmıştı.

Elindeki tüm birikimini ve gümüşlerini toplayan çiftçi, atını geri almak için çabaladı. Fakat cebindeki cılız akçeler, tüccarın istediği yüksek meblağın yanına bile yaklaşamıyordu. Akşamın alacakaranlığında köye eli boş dönerken, ahırın kapısını açınca gözlerine inanamadı. Yularından kopup kaçan vefakar at, sahibinin kokusunu takip ederek yuvasına çoktan dönmüştü. Yaşlı çiftçi gözyaşları içinde dostuna sarıldı ve bir daha asla ondan ayrılmayacağına söz verdi. Gerçek dostluğun paha biçilemez kıymeti, ancak kaybetme korkusu kapıya dayandığında tam anlamıyla kavranır. Eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmez.

Eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmez.