Tüm hikayeler

At ve Buğday

Seviye C2 · 262 kelime

At ve Buğday

Evvel zaman içinde, altın sarısı başakların rüzgârla dalgalandığı geniş bir çiftlikte görkemli bir at yaşardı. Işıl ışıl parıldayan yelesi ve kaslı vücuduyla gören herkesin hayranlığını kazanan bu hayvan, çiftliğin gurur kaynağıydı. Çiftlik sahibi, sadık küheylanına gözü gibi bakması için kurnaz bir seyis görevlendirmişti. Ancak görünüşte pek hamarat olan bu seyis, gizli bir açgözlülüğün esiriydi. Seyis, asil ata her gün düzenli verilen taze buğday ve arpa çuvallarına göz dikmişti. Hırslı adam, her sabah ata verilmesi gereken buğdayın büyük kısmını gizlice çalarak pazarda satmaya başladı.

Zayıflayan ve güçsüz düşen küheylanın durumunu gizlemek içinse akılalmaz bir yola başvurdu. Sabahtan akşama kadar atın tüyünü tarıyor, yelesini fırçalıyor ve derisini parlatmak için durmaksızın çabalıyordu. Seyis, süslü fırçalarla atın bedenini okşarken bir yandan da böbürlenerek konuşuyordu. "Seni krallara layık bir ihtişama kavuşturuyorum, bedeninin pürüzsüzlüğü bakanların gözünü kamaştıracak," diyordu. Midesi boşluktan guruldayan asil at, seyisin bu yapmacık ilgisine ve usta yalanlarına uzun süre sabretti. Gün geçtikçe bakımsız kalan bünyesi artık bu ağır kandırmacayı taşıyamaz hale geldi.

Nihayet bir akşamüstü, kendisini yine hırsla tarayan seyise doğru derin bir iç geçirerek döndü. Asil hayvan, hüzün dolu ama vakur bakışlarını hilekâr adamın gözlerine dikerek dile geldi. "Beni akşama kadar fırçalayıp tüylerimi parlatman, karnımdaki derin açlığı asla unutturmuyor," dedi. "Eğer gerçekten benim sağlıklı ve görkemli olmamı istiyorsan, hakkım olan buğdayı çalmayı derhal bırakmalısın," diye ekledi. Yalanı ve hırsızlığı yüzüne vurulan seyis, utanç içinde fırçayı elinden düşürüp ne diyeceğini bilemedi. Çiftlik sahibi de bu konuşmayı duyarak yalancı adamı derhal çiftlikten uzaklaştırdı ve atına hakkı olan rızkı verdi. Gösterişli süsler ve yalan iltifatlar, temel ihtiyaçların ve samimiyetin eksikliğini asla örtemez. Eski atasözümüzün de hatırlattığı gibi, lafla peynir gemisi yürümez.

Eski atasözümüzün de hatırlattığı gibi, lafla peynir gemisi yürümez.