At İsteyen Çiftçi
Evvel zaman içinde, serin suların aktığı eski bir orman kenarında toprağını sevgiyle işleyen yoksul bir çiftçi yaşardı. Yaşlı adam, gün ağırmadan tarlasına gider, nasırlı elleriyle sabanı tek başına çekmeye çalışırdı. Yorgunluktan dizlerinin bağı çözüldüğünde gözlerini gökyüzüne diker, kendisine güçlü bir at bağışlanması için dualar ederdi. Onun bu samimi ve çaresiz yakarışı, rüzgârın kanatlarında süzülerek bilge bir dervişin kulağına kadar ulaştı. Hakikat denizinde yıkanmış olan derviş, çiftçinin sadakatini ve sabrını sınamak üzere yola koyuldu. Bir akşamüstü, güneş tepelerin arkasında süzülürken derviş, yoksul çiftçinin kapısını çaldı.
Çiftçi, elindeki son ekmeği ve bir tas sıcak çorbayı hiç tereddüt etmeden misafirine ikram etti. Derviş, “Bunca darlığa rağmen cömertliğinden ödün vermiyorsun, yüreğindeki en büyük dileğin nedir?” diye sordu. Yaşlı çiftçi derin bir iç çekerek, “Tek arzum, tarlamı sürecek ve yükümü hafifletecek asil bir atımın olmasıdır,” dedi. Derviş tebessüm etti ve asasını toprağa vurarak, “Gece yarısı ahırına bak, ancak ona bir hizmetkâr değil, bir dost gibi davranmalısın,” diye uyardı. Gece yarısı olduğunda ahırdan yükselen gümüşi bir ışık, çiftçinin yüreğini heyecanla doldurdu. Kapıyı açtığında karşısında rüzgâr kadar hızlı, dolunay kadar parlak ve yelesi ipekten bir at duruyordu.
Fakat sevinçle ata yaklaşan çiftçi, hayvanın huysuzca kişnediğini ve kimseyi yanına yaklaştırmadığını fark etti. Çiftçi, dervişin öğüdünü hatırlayarak kırbacı bir kenara bıraktı ve hayvana şefkatle yaklaşmaya karar verdi. Tatlı sözlerle atın başını okşadı, en taze otları kendi elleriyle yedirdi ve susuzluğunu giderdi. Çiftçinin sergilediği bu içten sevgi ve sabır, asil hayvanın kalbindeki tüm hırçınlığı bir anda eritti. Ertesi sabah şafak vaktiyle birlikte at, sabanın önüne kendi rızasıyla geçerek tarlayı neşeyle sürmeye başladı. Yoksul çiftçi, yürekten dilenen rızkın ancak emek ve sevgiyle bereketleneceğini o gün en derinden anladı. İçten gelen mütevazı talepler, ancak şefkat ve sorumlulukla birleştiğinde insana hakiki huzuru getirir. Ne ekersen onu biçersin.
Ne ekersen onu biçersin.