Aslan ve Okçu
Gücüne güvenen gururlu bir aslan dağlarda dolaşarak karşılaştığı herkese insanla dövüşmek istediğini söylüyordu. Bir gün dağ yolunda elinde yayı ve ok kılıfı olan usta bir okçuyla karşılaştı. Aslan okçunun üzerine saldırmaya hazırlanırken okçu yayını gerip sivri bir oku aslanın böğrüne sapladı. Acıyla kükreyen aslan yaralanıp kaçmaya başlayınca yanındaki tilki "Neden kaçıyorsun, hemen dönüp adamla dövüşsene" dedi.
Aslan tilkiye "Adamın gönderdiği elçisi olan ok bile böylesine yakıcı ve yaralayıcıyken, sahibinin kendisi kimbilir ne yapar!" deyip kaçmaya devam etti. Uzak mesafeden etkili silahları ve üstün teknolojisi olan rakiplere karşı körü körüne saldırmak felakettir. Düşmanın gücünü doğru tartmak ve elçisinin gücünden asıl sahibinin kudretini sezmek akıllılıktır. Tedbirsiz cesaret, üstün menzilli güçler karşısında hezimete mahkumdur.
Menzilli ve güçlü silahlara karşı doğrudan saldırmak akılsızlıktır. Düşmanın gücünü önceden tartmak gerekir. Körü körüne saldırı felaket getirir. Üstün silaha karşı tedbir esastır.
Elçinin gücü sahibini gösterir. Akıllı canlı tehlikeyi önceden sezer. Tedbirsiz cesaret yıkım getirir.
Menzilli ve güçlü silahlara karşı doğrudan saldırmak akılsızlıktır.