Asker ve Yılan
Evvel zaman içinde, serin suların aktığı eski bir orman kenarında, yıllarca savaşmış yorgun bir asker evine dönüyordu. Rüzgâr dev çam ağaçlarının dalları arasında uğuldarken, patikanın kenarında çaresizce çırpınan devasa bir yılan gördü. Ağır bir kaya parçasının altına sıkışmış olan bu canlının pulları, güneşin son ışıklarıyla zümrüt gibi parıldıyordu. Yürekli asker, korkusunu yenerek dikkatle yılana yanaştı ve onun acı dolu bakışlarındaki hüznü hissetti. Ormanın bu uğultulu sessizliğinde merhamet, kılıçtan daha güçlü bir duygu olarak yiğidin göğsünü kapladı. Dev yılan, insana özgü bir fısıltıyla, "Beni bu yükten kurtarırsan sana hayatın boyunca yetecek bir hazine veririm," dedi. Asker hiç tereddüt etmeden kaslı kollarıyla ağır kayayı kavradı ve bütün gücüyle yukarı kaldırdı.
Sıkıştığı yerden özgürlüğe kavuşan yılan, kıvrılarak askerin etrafında dolandı ama ona zarar vermedi. "Sözünü tutan yüce bir ruhla karşılaştım," diyerek askeri yosun tutmuş gizemli bir mağaraya götürdü. Mağaranın derinlikleri altından kadehler, elmaslar ve ışıldayan kadim eşyalarla dolup taşıyordu. Yılan, "İstediğin kadar mücevheri alabilirsin, fakat açgözlülük edersen bu mağaradan asla çıkamazsın," diye uyardı. Asker, mağaradaki paha biçilemez servete bakıp sadece çantasını dolduracak kadar altın para aldı. "Açgözlülük yiğidin şanına yakışmaz, bana sadece yolculuğuma yetecek kadarı kâfidir," diye cevap verdi. Yılan, askerin bu asil ve dürüst tavrı karşısında derin bir saygıyla başını eğdi.
Aslında bu yılan, diyarı gözetleyen ve insanların kalbindeki erdemi sınayan kadim bir orman muhafızıydı. Askerin gösterdiği cesaret ve tok gözlülük, mağaradaki mühürlü büyüyü sonsuza dek bozdu. Yılan, askere bereket getiren efsanevi bir tılsım hediye ederek onu mağaranın çıkışına kadar uğurladı. Yorgun asker, hem vicdanının rahatlığı hem de dürüstlüğünün ödülüyle köyünün yolunu tuttu. O günden sonra hayatı boyunca hiç darlık çekmedi ve adil bir insan olarak anıldı. İyilik ve doğru söz, en zor anlarda bile insanın önünü aydınlatan en parlak meşaledir. İyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlık bilir.
İyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlık bilir.