Ağaç Düşerse Baltalayan Çok Olur
Bir varmış bir yokmuş, gölgeli ağaçların fısıldadığı derin bir ormanın kalbinde yaşlı bir aslan varmış. Yıllar boyunca çevresindeki tüm hayvanlara korku salan bu mağrur hükümdar, artık iyice yaşlanıp güçten düşmüş. Bir zamanlar kükremesiyle dağları titreten aslan, kımıldayacak dermanı kalmadığı için nemli bir kayanın üzerinde yatıyormuş. Onun bu çaresiz halini gören orman sakinleri, yavaş yavaş etrafında toplanmaya başlamışlar. Güçlü olduğu zamanlarda aslandan kaçan hayvanlar, şimdi gururla ona doğru yaklaşmışlar. İlk olarak keskin dişli bir yaban domuzu öfkeyle öne atılıp yaşlı aslanı sertçe ısırmış.
Ardından sivri boynuzlu dev bir boğa gelerek aslanın böğrüne acımasız bir darbe indirmiş. Güçsüz kral, acı içinde inlemesine rağmen kendisini savunacak gücü bir türlü bulamamış. Eski ihtişamlı günlerinden eser kalmayan aslan, sadece derin hüzünlü gözlerle etrafındakilere bakıyormuş. Korkaklığıyla bilinen yaşlı bir eşek de bu durumu fırsat bilip cesaretle öne fırlamış. "Ben de bu yüce krala gücümü göstereceğim!" diye bağırmış gururla. Eşek, arkasını dönerek çaresiz aslanın alnına şiddetli bir çifte savurmuş.
Ormandaki diğer zayıf hayvanlar bu acımasız davranışı neşeyle alkışlayarak izlemişler. Ağır yaralar alan yaşlı aslan, son bir gayretle başını yukarı kaldırmış. "Güçlüyken karşımda eğilenlerin şimdi beni incitmesi ölmekten daha acı veriyor," demiş derinden. Zamanında herkesin saygı duyduğu bu görkemli lider, korkakların oyuncağı haline geldiğini anlamış. Gözlerini yavaşça kapatırken, bir zamanlar hükmettiği sessiz ormana son kez iç çekmiş. Yalnız ve kırgın bir şekilde, mağrur ömrünü son nefesiyle orada tamamlamış. Gücünü kaybeden kimseler, vaktiyle kendisinden korkan çaresizlerin bile hedefi olmaktan kaçamaz. Ağaç düşerse baltalayan çok olur.
Ağaç düşerse baltalayan çok olur.