Acıkan Ayı
Evvel zaman içinde, altın sarısı yaprakların döküldüğü derin bir ormanın kalbinde sevimli hayvanlar yaşardı. Bu huzurlu ormanda uzun bir kış uykusundan uyanan devasa bir ayı varmış. Karnı o kadar açmış ki attığı her adımda yer adeta gümbür gümbür titrermiş. Ormandaki kuşlar korkudan susar, çalıların arasındaki küçük yaratıklar hemen yuvalarına saklanırmış. Ayı, yüksek mide gurultusuyla etrafta yiyecek aramaya başlamış. Patikasında ilerlerken kucağında taze havuçlar taşıyan neşeli bir tavşanla karşılaşmış.
Ayı gür sesiyle, "Hemen o havuçları bana ver, yoksa seni bir lokmada yutarım!" diye kükremiş. Tavşan korkudan titreyerek havuçları dev ayağın önüne bırakıp hızla uzaklaşmış. Ancak birkaç havuç devasa ayının açlığını yatıştırmaya yetmemiş. Tam o sırada çalıların arasından kurnaz bir tilki süzülerek çıkmış. Tilki, ayının sinirli halini görünce zekice bir plan yapmaya karar vermiş. "Sevgili dostum, seni tatmin etmeyecek küçük atıştırmalıklarla vakit kaybetme," demiş tilki.
"İlerideki yaşlı meşe ağacının kovuğunda devasa bir bal peteği var." Gözleri hırsla parlayan ayı, tilkinin peşine takılarak hızlı adımlarla ağaca doğru yürümüş. Kocaman gövdesiyle meşe ağacına tırmanan ayı, arıların uyarısını hiçe sayarak pençesini kovuğa daldırmış. Öfkeli arı sürüsü bir anda dışarı fırlayarak ayının burnuna ve kulaklarına üşüşmüş. Can havliyle bağırarak ağaçtan düşen ayı, soluğu yakındaki serin ırmağın sularında almış. Açgözlülüğü yüzünden her yeri şişen ayı, sabretmeyi ve sakin kalmayı öğrenmek zorunda kalmış. Açgözlülükle ve öfkeyle hareket edenler, tatlı bir lezzet ararken acı bir tecrübeyle karşılaşırlar. Keskin sirke küpüne zarar verir.
Keskin sirke küpüne zarar verir.