Acemice Kırkılan Koyun
Evvel zaman içinde, serin suların aktığı eski bir orman kenarında küçük bir çiftlik varmış. Bu güzel çiftlikte yumuşak tüylü, beyaz ve sevimli bir koyun yaşarmış. Sıcak yaz mevsimi gelince koyunun yünü çok uzamış ve ağırlaşmış. Çiftliğe genç ve acemi bir çoban çalışmaya gelmiş. Genç çoban, koyunun yününü kırkmak için eline büyük bir makas almış. Ancak genç çoban makası nasıl kullanacağını hiç bilmiyormuş.
Çoban aceleyle makası sallamış ve koyunun canını çok acıtmış. Makas hem yumuşak yünleri kesiyormuş hem de koyunun derisini yaralıyormuş. Zavallı koyun acıyla sıçramış ve acemi çobana dönüp bakmış. Koyun insan diliyle çobana sakince konuşmaya başlamış. "Eğer sadece yünümü istiyorsan, lütfen makası daha yukarıdan tut," demiş. "Eğer etimi istiyorsan, önce beni çabucak öldür ve canımı yakma," diye eklemiş.
"Ama hem derimi kesip hem yünümü böyle acemice kırkma," demiş. Genç çoban yaptığı hatayı anlayıp utançla başını öne eğmiş. Makası yavaşça yere bırakmış ve koyundan hemen özür dilemiş. Çiftliğe usta bir çoban çağırıp işi ondan öğrenmeye karar vermiş. Usta çoban yünleri dikkatle ve can yakmadan güzelce kırkmış. Beyaz koyun rahatlamış ve neşeyle yeşil çayırlarda koşmaya başlamış. Bir işi yaparken her zaman dikkatli ve usta olmak gerekir. Çıraklığını yapmadığın işin ustalığına soyunma.
Çıraklığını yapmadığın işin ustalığına soyunma.